Pazar, Ocak 19, 2014

Lettres portugaises..

Aşkımın aşırılığını ancak ondan kurtulmak için elimden geleni yapmaya karar verdikten sonra anlayabildim, korkarım bunca zorluğa, şiddete yol açacağını önceden bilseydim, buna kalkışmaya hiç cesaret edemezdim. Ne kadar nankör olursanız olun, sizi severken çektiklerim, sizi sonsuza dek terketmek için çektiklerimin yanında hiç kalır. Tutkumdan daha az seviyormuşum sizi; aşağılayıcı davranışlarınız sizi gözümde iğrenç bir kişi haline getirdikten sonra bu kez de tutkumla savaşmak bana olağanüstü zor geldi.

Cinsiyetime özgü gurur, size karşı karar almamda hiç yardımcı olmadı. Yazık! Aşağılamalarınıza boyun eğdim, nefretinize, başka birisine bağlanmanızın doğuracağı bütün kıskançlığa da katlanırdım, en azından mücadele edebileceğim bir duygu olurdu, ama ilgisizliğinize tahammül edemem; küstah aşk yeminleriniz ve son mektubunuzdaki gülünç kibarlıklar, yazdığım bütün mektupları aldığınızı, hepsini okumanıza rağmen, hiçbirinin de yüreğinizde en ufak bir kıpırtıya yol açmadığını gösterdi bana. Nankör, hiç değilse mektuplarımın size ulaşmadığını, elinize geçmediğini düşünerek avunamadığım için bu kadar üzülüyorum, ben deli olmalıyım! İçtenliğinizden nefret ediyorum, bana gerçeği açıkça yazmanızı mı istemiştim sizden? Niçin tutkumu bana bırakmadınız? Bana hiç yazmazdınız, olur biterdi; aydınlatılmak istemiyordum, beni aldatırken biraz dikkatli olmaya zorladığım için sizi, ne kadar mutsuzum, sizi artık bağışlayabilecek durumda olmadığım için ne kadar mutsuzum! Bilin ki, duygularıma layık olmadığınızın farkındayım artık, bütün kusurlarınızı da tanıyorum. Yine de, sizin için yaptığım şeylerle şu andaki ricalarıma az da olsa ilgi göstermenizi hak ettiğimi düşünüyorsanız, yalvarırım bana artık yazmayın ve sizi tümüyle unutmama yardım edin; bu mektubu okurken azıcık üzüldüğünüzü şöyle bir ima ederseniz siz inanırım belki; kimbilir belki de itiraf edip sözlerimi onaylarsanız öfkeye kapılabilirim, bu da yeniden alevlenmeme yol açabilir: Bana hiç karışmayın, ne yapmaya çalışırsanız çalışın bütün tasarılarımı bozarsınız; bu mektubun amacına eriştiğini bilmek istemiyorum; kendimi hazırladığım ruh halini bozmayın, beni mutsuz etmekteki amacınız nedir bilmiyorum ama bana öyle geliyor ki acı çekmemden hoşlanıyorsunuz. Kararsızlığıma son vermeye kalkmayın; zamanla bir tür huzura kavuşacağımı umuyorum: Sizden nefret etmeyeceğime söz veriyorum, buna kalkışmayacak kadar korkuyorum şiddetli duygulardan. Bu ülkede daha sadık ve daha iyi bir aşık bulabileceğime eminim, ama, ne acı! Aşkı kim verebilir bana? Bir başkasının tutkusu beni oyalayabilecek mi? Benim tutkum sizi etkileyebildi mi? Duygulu bir kalbin, tanımadığı ama yaşama gücüne sahip olduğu coşkuları kendisine tattıranı asla unutmayacağını, bütün hareketlerinin kendisine seçtiği puta bağlı olduğunu, yaşadığı ilk deneyimlerin, aldığı ilk yaraların ne iyileşebileceğini ne de silinebileceğini; imdadına koşan, onu doldurmak ve tatmin etmek için çabalayan bütün tutkuların bir daha kavuşamayacağı bir duyarlılığı boşuboşuna vaat ettiklerini; bulmayı hiç istemeden aradığı tüm zevklerin, acılarının anısından daha değerli hiçbir şeyin olmadığını kanıtlamaktan başka işe yaramadıklarını ben kendim yaşayarak öğrenmedim mi? Sonsuza dek sürmeyecek bir ilişkinin eksikliğini ve çirkinliğini, şiddetli bir aşkın, karşılıklı olmayınca yol açtığı acıları niye tattırdınız bana; niçin körcesine bir aşk, acımasız bir kederle el ele verip, bizi başkasını sevebilecek birisinin kollarına atıyor?

Hiç yorum yok: