Çarşamba, Haziran 09, 2010

Gaspard de la Nuit..

Les Chants de Maldoror'un ve kestirmeden gidersek tüm Fransız şiirinin atası sayılabilecek üstün bir eser Gaspard de la Nuit; Maurice Ravel'in 3 bölümlük muhteşem eserinin de adı.

Mensur şiirin membası. Louis "Aloysius" Bertrand 34 senelik ömrüne 6 bölüm ve 65 metinden mürekkep bu muazzam eseri nasıl sığdırmış, nasıl bir duygu yoğunluğuna ve ifade gücüne sahipmiş, Özdemir İnce sayesinde öğrendim. Ortaçağ mimarisine aşık, Victor Hugo hayranı gencecik bir adam. Dijon şehrine sevdalı.

Merakınızı gidereyim: Gaspard de la Nuit Dijon söylencelerinde 'şeytan' olarak geçiyormuş. Bu bana direkt olarak Maldoror'u, yani Comte de Lautréamont'u, buradan hareketle de Lautréamont'un Gaspard de la Nuit'yi okumuş olma ihtimâlini düşündürüyor (Maldoror isminin anlamı için de varılan konsensüs onun 'şeytan' olduğuna dair).

Peki Gaspard de la Nuit neden bu kadar önemli?
Sanırım söylenebilecek en doğru şey, bilindiği yıkması ve yeniyi inşa etmesi. Yerleşik şiir algı ve kurgusunu paramparça etmeden, onu bir harç malzemesi olarak kullanarak aşkın bir şiiri oluşturması. Şiiri kalıplardan arındırarak onun düzyazıya da, diyaloglara da sinebilir olduğunu göstermesi. Yani, benim anladığım bu.

Ve Stéphane Mallarmé, Arthur Rimbaud, Charles Baudelaire derken etkilemediği kalmamış bu eseri, kendi finaliyle uğurlamak istiyorum.

Hayır, Tanrı, simgesel üçgende yalımlanan bu şimşek, insan bilgeliğinin dudaklarına yazılı bir sayı değildir!

Hayır, aşk, ar duygusu ve gurur yüzünden yürek tapınağında gizlenen bu saf ve temiz duygu, saflık maskesinin gözlerinden cilve gözyaşları döken edepsiz sevecenlik değildir!

Hayır, görkem, silahçı dükkânlarında satılmayan bu soyluluk, bir gazeteci dükkânından maktu fiyatla satın alınan arapsabunu değildir!

Ve yalvardım, ve sevdim, ve şarkı söyledim, ben, yoksul ve acılı şair! Ama boş yere taşıyor, inançla, aşkla ve dehayla dolu yüreğim!

Ne ki, çelimsiz bir kartal yavrusu olarak doğmuşum!
Mutluluğun sıcak kuluçka kanatlarından yoksun kalan yazgı yumurtam yoz ve boş, Mısırlının altın cevizi kadar.

Ah! insan, söyle bana onu, biliyorsan eğer, insan, tutkuların ipleri ucunda havada asılı, şu sıçrayan kırılgan oyuncak; hayatın yıprattığı, ölümün parçaladığı bir kukladan başka bir şey değil mi yoksa?

2 yorum:

cüzzamlı melek dedi ki...

maldoror'un şarkıları, i. ducasse'nindi di mi?! o kitaba düzülen övgüleri hep abartılı bulmuşumdur ama bu bahsettiğin daha samimiymiş evet.

ikimiz dedi ki...

farklı sözleri var