Cuma, Mayıs 21, 2010

"pinocchio's now a boy who wants to turn back into a toy"


'bir melek gönder
bunca birikmiş bedeli ben
yağmurlara rağmen ödeyemem'
Sadık Battal, Ses

Yaklaşan The Black Heart Procession konseri heyecanı bir yandan, henüz bilet almamış olmam bir yandan, konser sonrası kısa süreli fakat hayatî önem taşıyan bir Muğla yolculuğuna daha çıkacak olmam bir yandan, filmler kitaplar aktiviteler bir yandan; kafam yorgun. Her yerde Jose Mourinho, Kemal Kılıçdaroğlu, Bursaspor isimleri. Yağmur altında -yağmurun üstü Sigur Rós- Jonsi & Alex izleme çabası. Yarıda kalmış iki kitap. Sabahları öksürerek uyanmak, kahve yapmak, müziğe koşmak. Asaf Halet'in "İbrâhim"ine fena takılmak. Az ama iri gülümsemek.

Cümleleri ve hisleri ve düşünceleri yarıda kesmek istiyorum. Bazı şarkılarda, yine, nispeten 'iyi' hissediyorum. Zaman zaman durum'larla, sıfat'larla, etiket ve şablon'larla anlatma ihtiyacı olmasa diyorum.

- Bunlar nasıl müzik yapıyor?
- Indie.
- Abi bunlar Indie'yse diğerleri ne? Balyoz gibi vuruyorlar bunlar.

Açıklamaların konumlandırıcı ışığında yine bir süre uzuyorum.
Oralar güzel kalsın, buralar bir adam.

1 yorum:

soida dedi ki...

bazı şarkıları nispeten iyi hissediyorum. onlar bunu bilmez.