Cumartesi, Şubat 06, 2010

"Ve benim içimdeki şimşekler de öldü."

Biliyorsunuz İlk Aşk isminde yerli bir filmimiz var. Çetin Tekindor, Vahide Gördüm, Halit Ergenç, Dolunay Soysert ve daha bir sürü tanıdık isim oynuyordu (her izleyişimde içimdeki Foça aşkını zıplatan bir film). Sonra Dandelion var, onu da İlk Aşk diye tercüme etmişlerdi ve bu isimle sunmuşlardı bize. Bu 'ilk aşk' olayına insanoğlu bir şekilde eğiliyor, vaktinde Ivan Turgenyev bile engel olamamış kendisine.

16 yaşındaki Vladimir Petroviç karakterinin kendisinden 5 yaş büyük Zinaida'ya duyduğu aşkı anlatıyor Turgenyev. Vladimir öyle bir aşk üçgeninde buluyor ki kendisini, bunu sayfaları çevirirken tahmin etmenize rağmen yine de insafsızca, adaletsizce bulmaktan kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

Küçük Vlad Tepeş şöyle diyor:

"Onun baştan ayağa canlı ve güzel varlığında, kurnazlık ile ilgisizliğin, hile ile saflığın, kibarlık ile neşenin özellikle büyüleyici bir karışımı vardı. Yaptığı ve söylediği her şeyde, her hareketinde anlatılması zor, zarif bir büyü vardı. Her şey onun içinde oynayan yaşamın yegâne garip gücünü ifade ediyordu. Yüzü de sürekli değişiyordu. O da oyuna dahildi. Hemen hemen aynı anda alaycı, düşünceli ve tutkulu görünüyordu. Sonsuz çeşitlilikle duygular, hafif ve hızlı, rüzgârlı bir yaz gününde birbirini takip eden bulutların gölgeleri gibi gözlerinde ve dudaklarında birbirlerini kovalardı. Hayranlarının her biri ona gerekliydi. Bazen 'benim vahşi hayvanım' ya da kısaca 'benimki' dediği Byelovzorov onun için seve seve kendini ateşe atardı."

1 yorum:

Orfoz dedi ki...

ayrıca kanımca halit ergencin falan oynadığı o ilk aşk çok boktan bir film. mekan güzel, evler güzel,oyuncular güzel. ama film bok gibi. üstün bi çaba harcanmış yani yapıştırma olması için sanki. sinemada izlediğime pişman olduğum filmlerdendir.