Cumartesi, Ocak 23, 2010

"bir tabak buzlu çileği şiire yerleştiriyorum"

Şayet gece çok içtiysen, sabahına korkuyla karışık bir kasvet iman kemiğinin bulunduğu hizadan içorganlarına nüfuz ediyor. Tuhaf bir suçluluk duyuyorsun. Bakıyorsun kedi bile Jagermeister kusmuş, apartman paspasının üzerinde mor bir mikroevren. Kırış kırış bir kış. Köprü balıkçıları leğenlerini toplamış, sulusepken bir nüfus plânlaması. Gökyüzüne ısrar edilmesin.

Ben köknarla ladini ayıramıyorum, siz?

4 yorum:

Orfoz dedi ki...

buzlu çilek diş dondurur,sevemedim.

maviwoswos dedi ki...

Biz hangi mikroevrenin makro egolu,canlılarıyız acaba? Kusmuk türü bişi olsa ve biz bunu bilsek gocunur muyuz ki? şüphesiz. Öyleyse,ve biz bunu öğrenmesek mi ki acaba? Cehalet mutluluktur ne de olsa.

Ben böle şeylere kafa yormamak için ''kaç kitap ve wereyda türü kaç blog daha okumamalıyım acaba''

Wereyda dedi ki...

Bir tane daha "ama yüksek ego, çok ego, egoist, egosantrik, egocu tü kaka" yaklaşımı ve yine şaşırmamak. Bahsettiğim bitirimler orta-sınıfa ait olmalarına rağmen aidiyet hissi duymayanlardı. Nişantaşı'nda göremezsiniz, biraz daha varoşa 'inmeniz' gerekir. Turuncu saçlıfotoğrafçıkediseverindiekızlar'dan nasıl tiksiniyorsam, kendini olduğunun (sosyoekonomik, sosyokültürel, sosyopolitik) bir kademe üstünde konumlandırmaya çalışan montaj ve makyaj insanlarından aynı ölçüde tiksiniyorum.

Kafanızı yormamak için bu sayfaya girmemeniz yeterliyse,

eksik kalsın.

maviwoswos dedi ki...

Cümleni beğendiğimi onu kendime uyarlayarak belirtmek istemiştim.İçindeki zıtlığı sevdim.Nasıl sen kitap okumalarını eksiltmeyeceksen, ben de bu konularla ilgilenmeyi es geçmicem.

İnsanlardan bu kadar tiksinme. En nihayetinde tiksindiğin şey kendin olursun. Öyle galiba biraz.