Cumartesi, Ocak 30, 2010

Bir Süre Uzamak!

Ah kuşu yolduğum gün saçlarında
Ne acayip fakülteler sınavlar okul önleri
Baksam annen gibi bakışlarımdan
Baksam ilk rüyayı gördüğümden beri
Ağır imamlar söyleniyor omuzlarıma.

Bir çocuk diğerini oynarken öldürmesin diye
Bir çocuğu susturmak için kasığımı kesiyorum
Ve evler toprakla karışıyor
Sen toprağa karışmıyorsun.

Sonra öyle çok çocuklar doğurmuşsun
Ben hep ölmüşüm
Hiç kimse yetim kalmamış.

4 yorum:

Rönesans Casusları dedi ki...

kilit vurdukların açıcaklar bi gün o kapıları.
sayfalarını çevirdikçe ulaşıcaklar.
geçmişte gizlendim.
biri bulsun beni

Orfoz dedi ki...

Bergman'dan bir sahne mi?
üstteki?

Orfoz dedi ki...

cevab veremedi :P

Adsız dedi ki...

seni, sana ait olanı okudukça yakınlaşılabiliniyor sana. yüklemim 20 harfli, içinde sen geçen cümlelerim-zaman grafiği 'artarak artan'.
aslında binlerce ışık mili öteden el sallıyorsun bana. kimsin, nesin, umrumda değilsin. ama aynı anda aynı notaları dinlediğimiz zaman bir iskender dizesi kadar yakın oluyorsun. öyle zamanlarda üzülüyorum geçmiş zamanlardaki yokluğuna, 'bir hüzne davet oyunu' diyerek son veriyorum tanımsızlığına. beğenmiyorum bunu. 'bir şarkı kadar yakın biri' daha uygun, 'tanım'ın sözlük anlamına.
saatin üçüondört geçtiği bir vakit, pencereme çarpan yağmur damlalarının sesi karışıyor kulaklığımdan haykıran bowie'nin sesine. bira ve kahve. daha çok sarhoş olmak için daha çok ayılmalı.
hüzünle kalktım, boş sözle oturdum. aksine inanmam için bir işarettir beklediğim.