Cumartesi, Ocak 30, 2010

Bir Süre Uzamak!

Ah kuşu yolduğum gün saçlarında
Ne acayip fakülteler sınavlar okul önleri
Baksam annen gibi bakışlarımdan
Baksam ilk rüyayı gördüğümden beri
Ağır imamlar söyleniyor omuzlarıma.

Bir çocuk diğerini oynarken öldürmesin diye
Bir çocuğu susturmak için kasığımı kesiyorum
Ve evler toprakla karışıyor
Sen toprağa karışmıyorsun.

Sonra öyle çok çocuklar doğurmuşsun
Ben hep ölmüşüm
Hiç kimse yetim kalmamış.

Çarşamba, Ocak 27, 2010

Yonderhead - Thomas Feiner

Önceden demiştim, insan ağlatan bir parça bu. Son zamanlarda dinlediğim en güzel albümün en güzel şeyi bence. Dinleyin, dinletin.

"YuTüp'ü bozulanlara"

My spine and leverage
were not mine
Some items borrowed
and now gone

Pick me up, animate me, render me
take me back,to the ghosts
of the day

Lend me a life
put me in a loop, again
define, define me yonderhead.

My plots and purposes
were not mine
just items borrowed
and now gone

Hook me up, and ignite me, play the coarse
bring me back, to the ghosts
of the date

Lend me a life
put me in a loop, again
define, define me 'yonderhead'

Put me in a loop, again
Just spine me up for liberty your hopes
liberties and hopes ,and liberty and hopes
define me, and bind me, I'll crawl the pretty path
I’ll crawl the pretty path.

Pazartesi, Ocak 25, 2010

"Mottosu da Göğe Bakma Durağı Olsun!"

Uzun zaman önce konuştuğumuz bir şeydi. Plansekans'ta sadece film yazıyorduk, sonra buna kitapları, müziği, aklımıza gelen haberleri de ekleyelim dedik. Şimdi bakıyorum da her gün daha güzel, daha dolu oluyor. Hem nicelik hem de nitelik olarak artıyoruz, bu çok hoşuma gidiyor. Hem Twitter adresi bile var, teknoloji geliştikçe o da dahil oluyor. Kar yağıyor, kahve içiyorum, oturup daha önce yazılanları okurken sayfayı yenilediğimde eklenmiş yeni bir yazı ile karşılaşıyorum ve harbiden hoşuma gidiyor.


Tramvay Durağı daha güzel bir yer olmaya gidiyor.

Cumartesi, Ocak 23, 2010

"Kontörüm Yok Ama Mesaj Atabilirim"

Alışveriş merkezlerinde giderek küçüldüğümü hissediyorum, yürüyen merdiven ilkelime iniyor. Ben hiç böyle mutlu insanlar görmedim.

"Sevgilim kazağım nasıl? : )"
"Şuraya da girelim indirim varmış, yuppi!".

İnsanları eleştiremiyorum. Padişah tuğram yok ama mesaj verebiliyorum: Kalabalık sanki gırtlağımda büyüyor, yanımdan köpük bardakta kahvesiyle geçen her genç kıza üzülüyorum. 5 katlı alışveriş merkezinde aradığım sadece tek bir dükkan ve yok. Süs havuzuna sırtını verip janti ayakkabısıyla güzel kızları kesen o adam gibi olabilmek için kaç kitap daha okumamalıyım, diye düşünüyorum. Sonra çocuklar her şeyden habersiz air hockey oynarken duruyorum, tam da hasretini çektiğim taze bir ferahlama sarıyor ağzımı, artık koca binada rahatlıkla adımlarımı yavaşlatabilir ve 'durabilirim'. Evet, sadece duruyorum. Bir banka oturup dakikaları eritirken olacakları kestirebiliyorum: Birazdan konforlu koltuğa gömülüp kahvemi yudumlayacak ve eleştirdiklerimin aynısını uygulayacağım. Öyle de oluyor [Öyle gerçek eğlendim ki mutluydum, istisnâi.].

Karla kaplı bankları, insan selini, rüzgârı geçip eve geldiğimde "şehirlinin kalabalıklardaki ıssız adam'lığı" misyonum tamamlanmış oluyor. Soğuk biradan bir yudum alıyorum.

"Ada, ben ayrılmak istiyorum".

"bir tabak buzlu çileği şiire yerleştiriyorum"

Şayet gece çok içtiysen, sabahına korkuyla karışık bir kasvet iman kemiğinin bulunduğu hizadan içorganlarına nüfuz ediyor. Tuhaf bir suçluluk duyuyorsun. Bakıyorsun kedi bile Jagermeister kusmuş, apartman paspasının üzerinde mor bir mikroevren. Kırış kırış bir kış. Köprü balıkçıları leğenlerini toplamış, sulusepken bir nüfus plânlaması. Gökyüzüne ısrar edilmesin.

Ben köknarla ladini ayıramıyorum, siz?

Pazar, Ocak 03, 2010

Tiksindirici Bir Varlık Arayışı İçerisinde Kişilik Kodlamak..

Blogspot bu idealleşme zırtapozluğundakilerden kopyalar, taklitler yaratıyor. Her acısı naif, her hüznü alkışlanası, her yenilgisi erdemle karılmış muhteşem karakterler görüyorum.

Açıkça söylemem gerekirse, dişlediğiniz portakalın dudağınızı yakması sizin bile umrunuzda değil. Kurgunuza inanıyorsunuz, sizin gibi niceleri de aynı kurgu üzerinden olmadığını, olamayacağını zorluyor..

Nene Hatun musunuz abi, nedir sizi bu kadar üzen: Hayır bir de öyle tatlı üzüyor ki, ben kendi üzüntümü sizinkinin yanında kalitesiz buluyorum?

Şş, ne içiyonuz siz?