Çarşamba, Aralık 30, 2009

"aysız bir kapı siluetine düşürdüm hatıramı"


Blindfold - Fit You
Uzi & Ari - Trainwreck
Catherine Wheel - Fripp
Claude Chabcol - Baddour
Chavela Vargas - Pienso En Mi
Cass McCombs - You Saved My Life
Dulce Pontes - Estranha Forma De Vida
Oracles Always Lie - The Sky is Full of Memories
Brian Eno & Harold Budd - Lost in the Humming Air
Yellow6 - I Loved You More Before I Knew You Loved Me

Aklıma geldi, şu sıra sevdiklerimden buraya bırakayım dedim. Bir yeni yıl yazısı yazmayacağım, sadece tek günle bir şeylerin yeni olacağına inanmıyorum. Yine de herkes iyi eğlensin, mutlu olsun vesaire.. Hafızanın hükmü kötüye.
Sevgilerle.

Cumartesi, Aralık 26, 2009

Babam Tom Waits Gibi Adam..

Erken uyandığım (ki erken derken gerçekten sabahı kastediyorum) zamanlar öğrenim hayatım boyunca "sabahçı" olduğum geliyor aklıma. Öğlencilere uyuz olmak da o zamandan kalma bir şey, aynı mahalledesiniz, cuma günleri tören sonrası eve koşup şortları eşofmanları çekip okul bahçesine top koşturmaya gidiyorsunuz, o arkadaşınız üzerinde önlük, üniforma her neyse daha yeni damlıyor oluyor ortama. O adama uyuz oluyorsunuz.

Zincirli salıncak'ı hatırlıyor musunuz bilmiyorum. Hani bir sürü insan biner, amcanın biri çevirir, döner, döner, dönersin. Olayı bu. Adı bu olmayabilir. Susam Sokağı'nın jeneriğinden de hatırlıyor gibiyim ben. Ya da okul çıkışlarına gelen leblebi tozu satan adamı ve küçük arabasını. Bir de şeyi, küçük bir kapta bulunan pembe renkli jöleyle, nohut-pilav'ı. Eyüb'de pazarlar cuma kurulduğundan, kalabalığın arasından yardıra yardıra "Abi ketçap da dök!" der ve bol sulu ayranla cebellezi ederdik. Normalde pilava ketçap dökmeyenler de bu "aç güruh"a dahildi.

Aslında konuyu "varoş"a getirmeye çalışıyorum da lâf uzadıkça uzuyor, sapanla florya vurmak, çıtalı uçurmak, 'iribaş' denen kurbağa yavrularını balık diye arkadaşlara satmak, gazete tomarlarını, alüminyum folyoları, 'sarı' denen değerli madenî şeyi filan kilo ile satmak diye de gider.

İşte Umut Sarıkaya, varoşu bildiği için, bu detayları en az benim kadar iyi hatırladığı ve gözümüze soktuğu için bu kadar seviliyor dersem yanlış olur muyum? Üstelik bunu harika yapıyor.

Varoşun zaten sadece mizahı iyi, edebiyatını yapmaya çalışanlar için Ulus Baker'den geliyor: Meczup Edebiyatı. (Yüzeybilim Fragman'larında da var bu yazısı.)

Gününüz, ne dediğini bilmeyen sabah mahmuru bu yazı gibi karmakarışık olmasın, güzel olsun diliyor, uzuyorum.

~ I'll be gone
.

Cuma, Aralık 25, 2009

İsmet Özel: "Gavurda Akıl Olsa Müslüman Olurdu!"

Siz de izlediniz mi? Duydunuz mu siz de benim gibi? Diğer incilerini de işittiniz değil mi?

Böylesi aşağılamaları pek sevmem ama biraz belaltı vuracağım arkadaşım, kusura bakmayasın.

İsmet Özel, yaşlandıkça sevildiği cenah için de 'özel'liğini yitirdiğinden midir, iyice saçmalamaya başladı. Fakat bu kez korkunç bir şuursuzlukla, gözüpeklikle, yardıra yardıra geliyor. 32. Gün'de dediklerini alt alta yazsam herhalde sürreal bir çalışma kabul edilir, "
Kübist çalışmışsınız sanki :)" diyen biri çıkar, ben ona "Azrail ensede, gerzekleşmem doğal" derim, sonra en yakın akıl hastanesine naklimi rica eder, git derim, git kendini benden kurtar. Bu kadarım.

İsmet Özel'in şairliğinden zerre hazzetmemem bir yana, 'mütedeyyin' duruşundan ötürü bir nebze katlanabiliyordum. Kabul ettiği şekilde yaşayan insanları yine kendiyle, serbest ve rahat bırakmanın gerekliliğine inanıyorum, ama herkesin '
özel'ine saygım yok şu andan itibaren.

+18

Sen kim oluyorsun da insanları gavur, müslüman, türk sözcükleri ile tasnif ediyor, bölüyor, yargılıyorsun? Faşist misin (nasıl oldu bu, sevdin bence) sen İsmet Özel? Ne çektin de "Allah Türkçe'yi Müslümanlara yolladı" diyebiliyorsun? Filolog musun kafan mı güzel? Tarih mi bilmiyorsun yoksa kargocu musun? Senin sıkıntın ne İsmet Özel?

Sen kim oluyorsun da "
Her türk müslümandır fakat her müslüman türk değildir" diye kanun hükmünde kararname çıkarıyorsun işkembe-i kübrâ'ndan? Suyla seyreltilmemiş kolonya mı yutturdular sana, para mı verdiler, tehdit mi ettiler? Bunadın mı yoksa ciddi misin?

Sen kim oluyorsun da "
Müslüman olmayan her insan, insan olarak benden daha düşüktür." diyorsun? Sen ne kadar yüksektesin de insanları hakir görüyor, horluyor, sinirlerini zorluyorsun; kafana troposfer mi çarptı İsmet Özel? Sen ne kadar muhteşemsin ki, sen insanlığa ne kattın ki İsmet Özel? "Komünizm, cemaatçiliktir" eşitliğine gelene kadar denklemleri yamulttun, ideolojiler üstü bir Laplace oldun çıktın; bizi doğruya, mutlak gerçeğe...

Of.

Yahu düşün artık edebiyatın da, insanlığın da yakasından. Sizi
hâlâ okuyabilenleri alın, çoook uzak bir adaya yerleşin, bir edebiyat dergisi çıkarıp adını da hatrıma "Gerzek" koyun; italik olsun.

Kimse bana, şairliğinden, edebî guruluğundan, kalemşörlüğünden bahsetmesin. Bir rüzgârla sol'dan sağ'a gidenine, dört çekerle dokuz tahta altına gidene kadar fikr-i sabitim.

Ek: Şairliğinden bahsedilmesin diyerek öküzlük etmişim. Bahsedilsin, bilmek haktır.

Cumartesi, Aralık 12, 2009

veyahut ben sarhoş olmuşumdur..

Bazen kendime, kendimi insanlara "mutluluk", "huzur" keywordlerini içeren düş cümlelerimden bahseder yakaladığımda çok kızıyorum.

Salı, Aralık 08, 2009

"kilisede düşürdüğümüz küldü yaşamak"

"Hayat bir simülasyondur" diyor Jean Baudrillard. "Ne kadar az bilirsen o kadar çok kızarsın" diyor Bertrand Russell. "Şimdiki hükümetimiz bize birlikte yaşamayı öğretiyor" diyor Serdar Ortaç. "İyi olmak kolaydır, güç olan adil olmaktır" diyor Victor Hugo. "Fenerbahçe'nin ligde yediği son dört golün üçü hakem hatası" diyor Rıdvan Dilmen. "Beyim sana iki çift lafım var" diyor Yaşar Usta, "O laflar boy boy, seni si.." diye devam ediyor mahallenin bıçkın ergeni Salih. "Çağımız bir görüşler çağıdır" diyor Ulus Baker. "Serap çekil televizyonu göremiyoruz" diyor babam. "Büyük insanlar, tüm acılara şikayetsiz katlanırlar" diyor Friedrich von Schiller. "Acı var mı acı" diye soruyor Reha Muhtar. "Kendimizi zorbayken yakaladık" diyor Yıldırım Türker. "Oğlum üstüne bir şeyler giy" diyor annem. "Üşüdüm üstümü örtsene anne" diyor Zeki Müren. "İnsan samimiyetinin altını çizince, ister istemez üstünü de çiziyor" diyor Murat Menteş. "Playliste bi el atsana" diyor Onur'a Onur, "Çıkaralım bütün şarkıları cebimizden" diyor Devrim Dirlikyapan. "Keşke yüzümü de tarayabilseydim" diyor Charles Bukowski, haliyle "Tipimi sikeyim" diye yanıtlıyor onu Umut Sarıkaya. "Ben, bir başkasıdır" diyor Arthur Rimbaud. "Cehennem başkalarıdır" diyor Jean-Paul Sartre. "Kriz bizi teğet geçti" diyor Recep Tayyip Erdoğan, "Tanrı her zaman geometri ile çalışır" diyor onların Eflatun'u. "Yaşına başına bakmadan morlar giyinen bir kadına asla güvenme diyor" Oscar Wilde. "Kadınları anlamaya çalışacak kadar aptal olmadım" diyor Boris Vian. "Yaşamın, yapılmayan olarak kalacak" diyor Oruç Aruoba. "Protest müziğin kralı benim" diyor Emrah Dinçer, "Mümkün mertebe uzaya git" diyor Erdener Abi.

"Seni seviyorum" diyor biri bir gün, "Peki bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak" diyorum ben.

Pazar, Aralık 06, 2009

"otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın"

Mutsuz biri yazmak istiyor. Dinlemek, okumak, dökmek. Çok konuşmamayı çok isterdim, daha az içeyim çok isterdim. Başka biri olmak değil, şu ankinden başka biri olmak isterdim.

aklıma yeni fikirler boca olunca
bazen çok terliyorum, bazen ise kan!
yahya kemal madrid'teyken...-yeni öğrendim-

maalesef seni çok özlüyorum ben.

Şiirin bu kısmını gerçekten söylemek isterdim.

Çarşamba, Aralık 02, 2009

Cehennemden Selamlar.

Bir küreklik toprak: Galiba tahmin ettiğimden daha da çok sıkılmış, bunalmış, tiksinmiş ve gücenmişim. Bugün yapmış olduğunuz iyi ya da kötü herhangi bir şey, yarın daha iyi ya da daha kötü bir şey olarak önünüze konuyorsa, ortada ciddi bir zamanlama hatası var demektir. Ölçüyü tutturamayınca kendiniz bile değilsiniz, samimiyetinizi alkol, hüznünüzü gündelik acılar belirliyor. Ne halt olduğunuzu kendiniz bile bilmiyor ama başkalarına vuruyor, küfrediyor, savuruyorsunuz be. Yani modaya göre ölüyorsunuz ve artık cidden umrumda bile değilsiniz.