Pazartesi, Kasım 23, 2009

"Şebnem bu, ameliyat sırasında cerrahın ölmesine benziyor."

"Benim payıma paylaşılamayan şeyler düştü galiba? Beni mahveden hatalarım hangileriydi, emin olamıyorum. Gerçek bela, devrim niteliğindeki bahtsızlık, büyük noksan neydi hayatımdaki? Bunlar ve benzeri belirsizlikler insanı sersemletiyor. Yanlış anlamaların mikrodalga fırınında ısıtılmış ve çabucak bayatlayan umut kırıntılarıyla besleniyorum. Zehirlenmeye bile yetmeyecek porsiyonlarla. Çölde seraplar gören bir şempanze gibiyim. Tımarhanede esir edilmiş felçli bir dilsiz kadar gerginim.

Pekala... Ciddiye alınmak için mızıkçılığa başvurma taktiğini kenara bırakayım.

Sonuçları nedenlerin önüne almayayım. Methiyeden şantaja geçmeyeyim. Vahşetim törene dönüşmesin.
Papatyaları harf olarak kullanayım.
Çağın gerisinde kalmayayım.

İlk romanı 1007 yılında Murasaki Shikibu adlı Japon soylusu bir kadın yazmış: kitabın adı Genji'nin Hikayesi.
Romancılar bin senedir çalışıyor; bin yıla kalmaz seni anlatabilecek seviyeye ulaşabilirler.
İnsanı cazibe hareket ettirir, mucize de durdurur.
Sözlerim sana karmaşık mı geliyor? Birinin beni anlaması için yanımda elli yıl geçirmesi gerek Şebnem.
Keşke, içimizdeki bitki örtüsünü çürümeye terk etmek zorunda olmasak.
Kendimizi emanet edebileceğimiz kişiyi bulana kadar canımız çıkmasa.
Benzer şeyler arasında fark gözetme lüksüne sahip değiliz.
O kadar zekisin ki Şebnem, benim kurnazlığım senin dehanın yanında sağır bir devede kulak.
Belki dileklerim gerçekleşmese de iyi bir insan olurum?
Sanırım cehenneme gerçekten uğrayacağım, fakat cennete yakın bir bölgesine.
Şişko bir şeytanın, çelimsiz bir meleği göğsümün kafesinde patakladığını hissediyorum...
Dişlerini, çillerini tek tek öpüyorum.

Müntekim"
Syf.296-297

9 yorum:

lobelia dedi ki...

adamı okumak cesaret istiyor. çünkü onu okudukça kendini kırıntılara yakınlaştırıyor insan. artık ekmeğin dilimi bile değil, yalnızca omuzlarına dökülen kepekleri olabiliyorsun. ne var ki Menteş okumanın getirileri, Menteş okumanın götürülerinden daha fazla da, bu şekilde teselli bulabiliyor insanoğlu.

Rönesans Casusları dedi ki...

kendin yaz, kendinden yaz. sıkıldım aktarmandan!

Wereyda dedi ki...

O havada değilim hiç.

Adsız dedi ki...

niyedir bu murat menteş çılgınlığı?

Travis dedi ki...

niyedir bu çılgınlığa yakarış?

Wereyda dedi ki...

Çünkü güzel bir şey bu Murat Menteş çılgınlığı. Aslında ortada bir çılgınlık da göremiyorum, yeni çıkmış kitbı okuyanların tepkileri sadece.

irep dedi ki...

murat menteş güzel, murat menteş çılgınlığı kötü. insan, bazı şeyler yalnızca kendisine kalsın istiyor.

Çiçer Onukis dedi ki...

romanın başında Fu'ya olan düşkünlüğümün birden Hayati (enver paşa)ye devrilmesi ve kana kana mecazlarda yüzmeme ne demeli.

Wereyda dedi ki...

Aslında tüm karakterlerden birer kez nefret ettim. İçlerinde sadece Şebnem'i *hiç* sevmedim, o kadar. Enver benim için kitabın sürpriz, en kral insanıydı. Onu çok sevdim.