Pazar, Ekim 11, 2009

Smultronstället..

Sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden Ingmar Bergman'ın, neredeyse her filmi başyapıt sayılan büyük ustanın, izlediğim filmleri içerisinde beni en çok yoran ama bana belki de en çok şey katan filmi. Bergman'ın fetiş kadın oyuncularından Bibi Andersson ve Ingrid Thulin'i yine gördüğümüz film aslında Victor Sjöström'ün filmi denebilir. Tıpkı oynamış olduğu Dr. Isak Borg karakteri gibi Sjöström de filmin çekildiği sırada 78 yaşındaymış; çekimlerden 2 yıl sonra da terk-i diyar eylemiş..

Efendim bu 'Yaban Çilekleri', sinemaya da fotoğrafa da insanı doyuran apayrı bir şey. Yaban çileği'ninse İsveç'te çok daha şiirsel bir anlamı varmış: Hayatınızda yer işgal eden, önem verip çok sevdiğiniz bir şey için, 'bu benim yaban çileğimdi' dermişsiniz.. Düşününce filmin değeri, manası daha da bir artıyor, şenleniyor.

Aşk mı, yalnızlık mı bilmem; sınırlamak da istemiyorum filmden aldığımı.. Dünyaya Ingmar Bergman diye birinin iyi ki de uğramış olması, diyorum. Oh be sinema varmış!

2 yorum:

Orfoz dedi ki...

http://www.bukowskis.se/auctions/H022/results?locale=en-US

Bergman'ın açık artırmada satılan eşyaları...

serdümen kuzu dedi ki...

bilmiyorum ben mi yanlış okuyorum da bergman filmlerinde sürekli bir "hesaplaşma" teması işleniyor; tanrı ile, insan ile, kardeş, anne, baba ile, kendisi ile, hatıraları ile...

bergman burda da haklı yine. : )bilmek hatırlamaktır. iz sürmektir bilmek, iz sürebilmek için de önce unutmak gerekir. isak olmak gerekir. mekanı zamanlaştırmak, o potada eritip, geçmişte ilerlemek gerekir.

"sanki kendime uyanıkken duymak istemediğim şeyleri söyler gibi" öyle be isak, aynen öyle. söyleyen kim dinleyen kim karşır bir yerden sonra, o akışı oturur izlersin.