Çarşamba, Ekim 14, 2009

Misery..

Ünlü yazar Paul Sheldon, Misery serisini sonlandırmış ve soluğu, ilham perisini bulmak için her zaman gittiği Silver Creek otelinde almıştır. Muhtemel tipi'den habersiz otelden bir başka yere giderken arabasıyla karlara gömülür ve "bir numaralı hayranı" Annie Wilkes tarafından kurtarılır. Sonra, beklendiği gibi, Annie'nin sapkın tutkusunun liderlik ettiği türlü manyaklıklara maruz kalır. Artık en büyük hayranı, en büyük korkusu haline gelmiştir..

'90 yılından kopup gelen Misery, bir 'saplantı' filmi. Psikolojik gerilimi inceden verir, klostrofobik eder insanı. Resmen 3 kişi ile, daracık bir mekânda şahane bir iş çıkarmış yönetmen Rob Reiner, Kathy Bates ise yorganımın altından kendisine 228 adet orijinal küfür saydığıma göre, sanırım harika oynamış..

Stephen King'in belki de en inceliksiz, en basit kurgulu romanlarından birinin beyazperdeye böylesi güzel aksettirilmesi ayrı bir başarı: It'i okuduktan sonra izlemeye cesaret bulamadığımı hatırlıyorum da, uzun zaman almıştı korkumu yenmem..

Neyse demem o, asla kötü bir film değil. The Straight Story'nin Alvin'i Richard Farnsworth'u izlemek de ayrı bir zevk oldu benim için. E o zaman: direkt tavsiye.

Hiç yorum yok: