Çarşamba, Ekim 14, 2009

Erken Kaybedenler..

Hediye gelen bir kitaba allah ne verdiyse girişmek oldu benimkisi. Birkaç saatte eridi gitti.

"Eve gidip kitabı okumaya çalıştım. Beş sayfa sonra sıkıldım. Orhan Kemal iyi bir yazardı muhtemelen, beş sayfadan çıkardığım sonuç, ders kitaplarında okuduğum şeylerden daha güzel olduğuydu. Ama bana okumanın kendisi saçma geliyordu. Birinin anlatmak istediği bir şey varsa, başından geçen ilginç bir hadise örneğin, doğrudan bana gelip anlatmasını beklerdim. Eğer bunu herkese birden anlatmak istiyorsa film falan çekmeliydi. Ayrıca filmlerde insanlar gülerler, ağlarlar, öpüşürler, her şeyi görürsün. Kitaplarda böyle bir şey yok, sadece her okuyana göre değişen birtakım yaklaşık hisler var, görüntüyü sen yapıştırıyorsun üstüne. Olmayan bir filmi kafanda çekmeye çalışıyorsun, hiçbir şey görmediğin halde her şeyi gördüğünü zannediyorsun. Ayrıca bir kitabı herkes aynı anda okuyamaz. Ama filmi pek çok kişi aynı salonda seyreder. Video bile olsa en azından iki üç kişi aynı anda seyredebilir. Ve tabii sevgilinle beraber seyrediyorsan el ele tutuşabilirsin, konuyu kaçırmayacak oranda öpüşebilirsin. Bunun da yarattığı bir enerji var. Film akar, kitap durur. Her neyse... O zamanlar kafam biraz karışıktı."

5 yorum:

lobelia dedi ki...

sevdin mi?

Wereyda dedi ki...

Özellikle ikinci öyküde adeta kükredim gülerken.. Çok sevdim. : )

lobelia dedi ki...

oley.

Aşk ve Zehir dedi ki...

Katılıyorum çünkü film aynı anda aynı şekilde tek bir düşünce şekli ile izleyiciye ulaşan bir iletişim şekli.
Katılmıyorum çünkü kitabın kafanda oluşması,olan bir senaryoya film çekmenin sana ait olması güzel. sen çekip sen yönetiyorsun, sen durdurup sen başlatıyorsun.

serdümen kuzu dedi ki...

"Film akar, kitap durur."

"söz uçar yazı kalır" sözü hep yanlış anlaşılmıştır fırat'ım, valla bravo, iyi hatırlattın bak. ilhan durusel'den nakledecek olursam: "söz uçar, çünkü canlıdır, ruhu vardır. yazıysa kalır, öyle biri okuyup söze dökene dek."