Perşembe, Eylül 17, 2009

Camı Kapatır mısınız Lütfen!


Babamın nerede olduğunu bilmiyorum.
Annemin nerede olduğunu biliyorum, annem hastanede.
"Hayır," diyor ağabeyim, "hastane değil orası, doğumevi!" Babamın nerede olduğunu o da bilmiyor. Sakasını kafesinden çıkarıp okşuyor. O zaman ben ağlamaya başlıyorum. Dikiş makinesinin durduğu odaya koşuyorum. Aynanın karşısında ağlıyorum. Ağzım çarpılıyor. Burnum akıyor. Gözlerim kırmızı oluyor.

İsketem pencereden uçtu gitti. Pencereyi ben açtım.

Teyzem burnumu siliyor. Adana'dan geldi. "Ağlama artık," diyor. "Kim bilir, belki de bahçedeki ağaçların birindedir." Burnumu siliyor. "Üstelik isketenin yerine küçücük bir kardeş getirecek annen sana."

Pencereden dışarı bakıyorum. Kedi görünce ağlıyorum. Ağabeyim, "Çoktan yemiştir onu kediler," dedi. Benim suçlu olduğumu söyledi.

Kalbim acıyor.
Civcivler öldüğünde de böyle oldu. Çok ağladım. Neden öldüklerini anlamadım. Ağabeyim de anlamadı.
...

3 yorum:

lobelia dedi ki...

camları kapatın lütfen.

merhaM dedi ki...

gerek yok anlamlar çıkarmaya camdaki yağmur damlalarındaN.
saydam ıslaklıklar daha kurudur, göz pınarlarındaN.

Adsız dedi ki...

bize iki civciv alınmıştı. ablamla hava aldırmaya bahçeye çıkardık. aniden kedinin biri, gözümüzün önünde kaptı gitti. ablam kedinin peşinden gitti, yakalamaya çalıştı, bağırdı, çağırdı, kızdı, köpürdü...ben dondum kaldım, yerimden bile kıpırdayamadım. sonra ben de çok ağladım, ama okula gitmem gerekiyordu. derste üzüntüm geçsin diye resimli roman okumaya karar verdim ama öğretmen yakaladı ve kızdı -ilkokul 2. neyse ki bana trafik lambaları ile ilgili bir şey sordu da ben de bilmiştim uzatmadı...işte böyle...üzülme küçük çocuk, olur böyle şeyler, ben oradaki büyüklere kızardım -seninle o anda iyi ilgilenmemişler- ne kolay oyalanabilir,avutulabilir halbuki bir çocuk...o zaman pencereyi de açmazdın...