Çarşamba, Mayıs 06, 2009

The Straight Story..

Bir David Lynch filminde ağlamak.. Angelo Badalemanti'nin inanılmaz müzikleriyle, inanılmaz bir yolculuk.

Alvin Straight ismindeki 73 yaşında bir amcanın, 10 yıldır küs olduğu erkek kardeşinin kalp krizi geçirdiğini öğrenmesi üzerine, römorkunda uyuduğu bir çim biçme makinesine atlayarak, 750 km yol kat edişinin filmi bu; gerçek bir olaya dayanıyor.

'Lynch sinemasından anlamıyorum'culuk yok. Hâlâ olan tek şey ise, Lynch'in her seferinde 'şaşırtmayı' bilmesi. Sürpriz beklemeden izlendiğinde ağlamamak mümkün olmuyor bu filmde. Üstelik bir de Alvin Straight karakterine can veren sevimli ihtiyar Richard Farnsworth'un filmden 2 sene sonra, kanser olduğu zaman, kafasına bir silah dayayıp intihar etmiş olduğunu da öğrenince, direkt şoke oluyor insan.

Öyle güzel, öyle şahane lâfları var ki Alvin'in.. Bisikletli bir gruptan bir eleman Alvin'e, "Peki yaşlanmanın en kötü yanı ne Alvin?" dediğinde, "Yaşlanmanın en kötü yanı, genç olduğunu hatırlamak" diyor naif ihtiyar. Fakat hepsinden, hatta filmden bile öte, şöyle bir şey diyor Alvin ailesini terk etme kararı almış bir genç kıza:

<Çocuklarım çok küçükken onlarla bir oyun oynardım. Her birine birer çubuk verirdim. Her biri için bir tane. Sonra onlara "Onu kırın." derdim. Tabii ki kolaylıkla kırarlardı. Daha sonra onlara "Çubukları bağlayın ve kırmaya çalışın." derdim. Tabii ki kıramazlardı. Onlara bu demetin "Aile" olduğunu söylerdim.>

3 yorum:

Adsız dedi ki...

hikaye,
erngenekondan çıkıştan alınmış. ay.

Wereyda dedi ki...

bi' komiksin, anlatamam.

pudra dedi ki...

inanılmaz bir filmdi,amcanın bakışları,bu kadar katı bir inadı o bakışlarıyla mazur gösterebilmesi okkalı sözleri süperdi
müziklerinden bahsetmiyorum bile.çok güzeldi.
bir eser için güzel demek kimi zaman üstünkörüdür kimi zaman abartıdır ama güzeli bana göre en hakedenlerdendi.
o kadar sade o kadar doğru.