Çarşamba, Nisan 29, 2009

"kıyma makinesine benzeyen şu dünya"

"O gün akşama dek kaldı Sulhi. Hep aynı düşünce aklının bir yerini küçük küçük ısırıyordu: Nesteren onu nasıl görüyordu? Nesteren'in gözünde nasıl biriydi? Sıska bir şair bozuntusu? Ağzının kenarında misafirliğe gitmeden önce atıştırdığı pastanın çikolata izi kalmış bir özgüven eksikliği abidesi? (Merhaba ben Eksik Özgüven.) Zararsız bir dört göz? Büyük sözler yumurtlayan eğri bacaklı toy bir delikanlı? İsteklerini (Nesteren'in ellerini ve dizlerini okşamak, saçlarını öpmek) dizginlemekte başarılı bir deri bir kemik kalmış bir sapık? Neydi o, neydi?"

Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap diyebilirim. Barış Bıçakçı'nın Herkes Herkesle Dostmuş Gibi'sini okuduktan sonra arayı açmıştım ama büyük hata etmişim. Bu kitabı yazan ellerinden öpmek istiyorum. (Haavi'nin kitapla ilgili yazısını da şuradan okuyabilirsiniz.)

Hiç yorum yok: