Cuma, Nisan 10, 2009

"sonra hiç konuşmasam, sonra hiç konuşmasam"

bilmiyorum.

şiir sevmeyenleri anlamam. şiiri sevip, edip cansever'i sevmeyenleri daha bir anlamam. edip cansever'i sevip, şiirini sevmeyenle henüz tanışmadım. bense; şiirini sevip edip cansever'i tanıyamamanın acısındayım. bazen düşünüyorum, sen yazmayı bırak, sadece onu oku, diyorum kendime. bak denizle balık tutan o, 'do re mi gül' diyen, kayalardan dondurmalar sorduran, trenlere çikolata yediren; kaç dize, imge kaldı ki.. edip'i okudukça, şiirini yediriyorum trenlerime tıpkı çikolata misali. zamanın minesini soldurdun be edip, armenak'tın, hilmi'ydin, yakup'tun. sanki bir meyhanede sızdın, hani ölmedin, yazıyorsun yine, ayılacaksın ve sanki o ân kırılacak kalemin. kırılacak dizeler, şişeler, kadehler.. umuyorum.

1960'lardaydık. Sanki karaciğer sözcüğü sözlüklerde yoktu. İçkiler dostça sokulurdu bize.

yanisi, bilmiyorum.