Pazar, Mart 15, 2009

"şimdi herkes doors dinliyor yeniden"

hıhı. sonra içimdeki ince l lalena.. şiirler sardı. düş sokağı sakinleri dinlediğim anlar, anılar azdılar. anılar resmen azdılar ve içimde kırılan kadeh. karlar, saçlarına meçti.. ürkek ellerinin yetim parmaklarını sarıyor bir eldiven. görüyorum da ben yokum ki. olmadım hiç. olduğum ve oldurulduğum zamanlar; kutu biralarda yetişen begonyalar ve kettle'daki su. geçti. belki değil mutlak. çünkü geleceksin. ellerin gelecek mesela. sen gelince ellerin de gelmiş olacaklar. ve evet ah muhsin -beni daha geniş bir salona alacaklar. yazlık hava. baharlık deniz ve dalga. avuçiçimden geçen bayat çizgisi hayatın. yeşilin ve en çok sevilen renk olan mavinin tiyatrosunda: perdeler yırtılacak lorelei. bakıyorum da gülüyormuşsun da yanağında mezarlıklar oluyormuş. biri küçük diğeribüyük ikiküçükmezar oluyormuş da ben.. neyse. edip cansever okuyorum. çünkü yokluğunda bana bir tanrı gerekiyor. yokluğunda bana bir tanrı gerektiğinde ben, edip cansever okuyorum. dipsiz bir testi'ye düşüyorum. uyuklayayazıyorum çocuk olarak kalktığımda beşikte. somyada bir köprüaltı fotoğrafı. havva'da adem'in profan biçemiyim stra, saçlarını cüzdanımda saklasam? gücensem de boynuna koşsam?
neyse. çünkü özlerken seni, daha güzel bir yer oluyor dünya. içimde camdan bir tren ve tüm tenlerden yükselen bir sen.. yaa..

hem, of, bok varmış gibi yakınlaşıyoruz. bira şişesi ve ben.

Hiç yorum yok: