Cumartesi, Mart 28, 2009

"pax tamen interdum pacis fiducia nunquam est"

derse girmedim.

okulda iki açma, su, dönmek isteği;
çıktım.

merkeze giden otobüste iki kız uzun uzun baktılar. gülünecek yerlerine bakarlar insanların böyle dikkatli ve korkusuz, insanların uzamış, birbirine girmiş, heder olmuş saç ve sakallarına bakarlar. bir duraktan binerler ve son durakta inene dek bakarlar. duraklarınızı alın.

yağmur, hırçın bir çocuğun avcundan içine taş konmuş bir kartopu gibi fırlatılıyor başımı dayadığım cama.

ütüsüz, buruş buruş pantolonum ve parasızlığımla kalbinizi çalmaya hazırım. en hassas noktalarınıza eğilecek ve 'sınırsız sorumlu' gururlarınıza dokunacağım. gözlerinize bakamıyor olacağım çünkü aklımdaki böcek halıflex'i kemiriyor olacak, kalbime serili. beyinden göğüsaltına inen naylon yolu galoşsuz adımlayan kaygıların, öyle dirimlikli, öyle kararlı huzursuzlukların ve taşımaktan yorulduğum tevazubilir cömertlik şovlarının berisinde yahut ötesinde, inim inim susacağım.

belki bir on saniyede verdim istanbul'a ani dönüş kararını.

seçimler yaklaşırken, seçimler yol ayrımıyken, seçmen titri ile orada kalmamayı seçerken ben,
mevsim aynı kalacak.

yalan arkadaşlıklar, sınav dönemi yakınlaşmaları, ders notu için ederinin altında bozdurulan sevimsiz sırnaşmalar: yordu. bundan geldim.

bir köyden, bir şehre. döneceğim köyü ve oradaki insanları sevemiyorum. sevdiklerim gelecekler, istanbul'da onlarla kahve içeriz belki. kurabiye kemiririz.

*

yahu sevemedim nankörlüklerinizi. içten pazarlıklı, suratına tükürülesi sırt yaslamalarımızı. belki oraya döneceğim.. ama döndüğüm siz değilsiniz. şimdi gidin gözüm görmesin.

Hiç yorum yok: