Cuma, Şubat 13, 2009

"the sun"

19. güneş (the sun): leylî suresi: yarım bırakmaları seviyor, hastalıklı bir ihtirasla özlüyoruz. bu hüzünlü bir kaygıdan, tuhaf yanılsamalardan kopup gelen bir serzeniş işte! hep başkaları adına varolmaların çıkarımı, sirk gösterisi olsa gerek. bir tarihin boğulması bir zamanlamanın günışığına çıkması. karartan bir aydınlık! yoksunlukların nadasa terkedilişi. ölümcül hezeyanlarımızın, aklî dengesi bozuk hayatlarımızın durağan kalabilmiş tek çocuksu çığlığı. dizlerin üzerine bir yıkılış biçimi, bir sıyrılıp gelme tekniği! anlatılan, bu dökülüşün öyküsü!

tersi: kurtların regli dönüyor, tıpkı bir süreçbumerangı gibi. romansın bitmesine an kala, kumsaati duruyor. o antik kaburga unutuluyor. bu derhal oluyor.. davy crockett, patikanın tepesinde bir krater gölü oluştuğunu işittiği gün, tüm gerekli malzemeleri satın alıp yola koyuluyor. yanında bir de doktor maketi. yoksa aldırmanın karşı konulmaz kokusunu mu duyuyor? bir korku tüneli'nde ilerliyor. oralarda kapılar. her kapı, bin kapılı bir başka taşavluya açılıyor. kasımpatı içindeki yolculuklardan herhangi birine dönüşüyor bu.

-küçük İskender, Dedem Beni Korkuttu Hikayeleri, Tarot, s.46-47

1 yorum:

Siya Siya dedi ki...

korkularım var
çıplak insan etiyle düğümlü.
eğilsem içim düşecek
doğrulsam yeryüzüne çarpacak yüzüm!*