Pazartesi, Şubat 09, 2009

"onudasiyahkotumlagiyeyim"

sanırım çok kötü bir bukowski taklidi olmaya doğru gidiyorum. adamın yazdıklarını taparcasına sevmememe ve çok da dönüp okumamama rağmen, adam gibi yaşamaya başladığımı fark ediyorum(fark ettiğim saat 04.48 ve yaşamın da adı sağlıksız yaşam -geç kaldık!). kahve, sigara, düzensiz uyku, tek öğün beslenme. alkol tüketimini azaltmaya yönelik hiçbir girişimimin olmaması ve dahası. kafamı kırasım geliyor. sabah kalkıp gece yatan bir adam olmak istiyorum. geçici tamlayanlar istemiyorum. aldanışlar, körü körüne bağlanışlar vs.. bir insan neden yazar'ın yanıtını aradığım saatlerde, yani sartre'ın 'ayıklama çabası' dediğine ben 'sayıklama çabası' dediğim vakitlerde kendime kızgınlığım artıyor. aydınlanıyor. "yaşıyorum, buradayım" haykırışından fazlası değil yazmak. sanki öyle geliyor. çok sevdiğim yazarları düşünüyorum. çok büyük yazarları düşünüyorum. fedakârlığın orijinine kendisini koyabilme cesaretini gösterebilenleri. çevresinden, çapından ve en geneli 'dünyevî'den kopabilmeyi başarabilenleri düşününce kendime daha da kızıyorum. sonra muzip mizacım gereği, olumladıklarımı değillemeye başladığım o kıtır dakikalar giriyor araya: 'eğlenmeden, gezmeden, tozmadan yaşanır mı yahu'yu sorgulayıp, yine saçmalıyorum kendi beynimin içinde. bugün ne desem, dün unutuyorum. 'insan acizdir'e takılıyor kafam; 'insan artislik yapmamalıdır'a doğru ilerliyor.. sonra zihnimde bir panayır kuruluyor. yırtık pabuç siyaseti ile kırık kalp edebiyatı atbaşı oluyor. tanrı ve birey, hileli bir zarın toplamı 7 etmeyen iki tarafı gibi beliriyor önümde ama daha mühim işlerim olduğunu anımsıyorum. aşk'ı pek düşünmüyorsam da, benden kays olmayacaksa da, leyla'yı düşünmeden edemiyorum. kararıyor.

düşünmeyince ne oluyor? bir şey olmuyor. hakeza düşününce de olanlar oluyor. ama yine bir şey olmuyor. das kapital'i okumak istiyorum. helvetius'u haksız çıkarmak istiyorum. aydınlanıyor. ıslak kum pist'in, çim pist'le aşağı yukarı aynı etkileri verdiğini bildiğimden; hipodroma nallarımı gömdükten sonra çıkıyorum ben. neyse yine gün oluyor. geceye dönüyor. neşemi bir kum havuzuna, 'sonra bulurum yæ' diye bırakıp, yastığıma gömülüyorum.

2 yorum:

öylesine dedi ki...

ben dedim ki önce, sanki çocuktum hatta "çok büyük şair bence." ağzıma vurdu koca adam dedi ki sanki sezar: "dünyası dünyama yakın de, ama çok büyük şair deme. yazdıklarını ben de beğeniyorum ama bütün bunlar 'bir delinin hezayanları'"

öyle sinirlendirildim ki, lunaparka gidip çarpışan arabalara binebilirdim.

bir 20yaşhâli, yaşlanınca geçiyormuş diyelim ve elbette çabucak geçelim:)

hayalmeyal dedi ki...

insan aklı hep böyle çalışıyor; kendini inkar et, sonra hadi ikna et. bundan kaçmanın yok bir yolu, insan dediğin çelişkiler yumağı :)