Cuma, Şubat 06, 2009

"back"

umutlar yağ bağlar. naif bir isteksizlik bazen; neticeleri görmez olurum. bilemem hangi yöne açılmış tek gülüm, bilemem kararsızlığımın adı nedir. haziran'ları başlarında bırakmayı öğrenmeli insan. mart'ları da. gece uzun bir nehrin, uzun bir köprüsü. derinimde ucuz bir şarabın, üzümünden ucuz tortusu. sevgilim cümlelerle kendini saklamak istemek: hissizleri ilgilendirmeyen bir çocukluk korkusu. ondandır ki bazen kendime yalan diyemiyorum. kulağımı tırmalayan bir şarkı var ve onu açıyorum. şarkıyı sevmiyorum ama açıyorum. şarkı bitene kadar da dinleyeceğim sanırım onu. sen de dinleyeceksin. yalnız böyle şarkılar oluyor ve alışamıyorum. bir jenk; tam olarak dudaklarımın ayrımına uzuyor. ve yol kenarları, böğürtlen dikenleridir.. ve dağbaşları, gündüz gazeteleri.. umutlar meme yapıyor. adımın harflerinden azadeyim. çünkü otantik bir riyakârlık diyelim hepsi o. haziran'ları ortalarında bırakmayı öğrenmeli insan. nisan'ları da. elmalar oluyor, kiremitler. bazen kendime az geliyorum. az. ahraz. o vakit ki kuzgun saçlarım ve janti laflarımla ben.. o vakit ki bileklerimdeki 8er kemikle ve haylazlığımla.. sahi, sizi uzun yolların sonunda bırakırdım tarçın tarçın. gülüşünüz lunapark kokardı. aylardan cansever, ve illâ ki yıllardan süreyya. gülün yaprağına kanmayan adamlar yani; çakmak ceplerimde. sonuna kadar rasyonel. sonuna kadar alarga!

düşün mahalle çocuklarının terk ettiği bir seksektaşı, nasıl da dönenir taşlığına. cizlavet kokan lostra salonlarından sor hıncını, tebeşirlerden, kimyasal denklemlerden sonra. derinimde asidi kaçmış bira ve elbette ki biraz yırtık yalnızlıklardan ve ayazdan sor. hani dedim ya insan haziran'ları ortada bırakmayı bilmeli. ve elbette mayıs'ları da. siz ki çitlembikte patlangoç, tüftüfte rulolanmış bir atyarışı bülteni. sofraya konan ayva reçeliydi elleriniz ancak sineklerim de bu kez iyi tembihli. çıkıp eczanelere mi koşsam, koşup takılsam da mı düşsem. ayna söyle bana sen kaç kilo sırsın? ayraç söyle yıllardır kaçıncı sayfadasın? hani alınyazını elinin tersi ile silen tarih? titreyen misinayı görüp de ürken kaç balıkçı tanıdı bu deniz? hem anormal mi, bak: şemal son derece kayık ve nabız da düzensiz.

sevgilim, inanmanı beklemiyorum bu kez. çünkü inadına tornistan, inadına gerçeklik ve gerçekliğe muhtıra! biliyorsun;
insan, haziran'ları ortada bırakmayı bilmeli bazan. temmuz'ları da.

Hiç yorum yok: