Cuma, Ocak 30, 2009

"öylebirgün"

topkapı -zeytinburnu minibüslerinin, birer ikişer sıralandığı bir gündü.

durak yine kalabalık, aracın içinde ağııır bir çemen kokusu.. "ağabey bir koyun bir insan uzatır mısın"dan sonra bende film koptu...sanıyordum ki arkadaki minibüsün şoförü, nüfusuna dahil olduğum minibüsün kapısına gelerek "yav azcık öte çeksene götüm dışarda kaldı" dedi. kabin basıncını kaybettik, dikkat şaranpol! levhası olmasa bunu size karacaahmet'ten fakslayacaktım.

abdi ipekçi'de, bir klasik, bir yenilgi daha. 18 sayı farklı cska moskova fenerbahçe ülker'i yeniyor ve haavi ile yine yürüyoruz. o bana bukowski fırat diyor, türkiye'deki seracılığın gelişimini yol kenarındaki lahana tarlalarına bakarak anlıyoruz ve surlara geldiğimizde istanbul'un aslında gevaş'tan, yüksekova'dan, kato dağı'ndan bile tehlikeli olduğu gerçeği bize meleba diyor. istanbul fena, hele surlar daha bir fena. eğer orada birkaç 'köpekli adam' olsaydı bunu size zincirlikuyu'dan meyl olarak atacaktım. yok yok o da olmazdı, aristokrat lahtinde uyumak wereyda'ya yakışmaz. en iyisi bir göbek taşı bulup uzanayım..

topkapı -zeytinburnu minibüslerinin, hakkı'ları ve saadet'leri es geçtiği bir gündü.

birkaç hakkı, birkaç saadet. minibüslerde duyduğum sıradan isimlerin, o isimlerin sahiplerinin karın guruldamalarının ve ütüsü bozulmuş pantolonlarının her zamanki gibi iplenmediğini fark ettim. camdan dışarı bakan bir ben, yahu bir ben gülüyorum bu insanlara ve ağlıyorum onlar için. ben o insanların yüzleri, ayakları onların, ve onların bitimsiz kıtır neşelerindeki acı sos.. hakkı'yla yaşıyorum, onun da ayakları kokuyor demişti biri. bu plastik kraterde, bu camsı gölette, bu sinsi süs havuzunda pirhanalara doğru uzatıp parmaklarını "ehi, gel kuçu kuçu" demişti. sensiz saadet neymiş diye soran bir matematik öğretmeni vardı aklında belki; apsis'in ordinat'a kur yaptığını fark edip de uzakları anımsayan..

topkapı -zeytinburnu minibüslerinin, kış çayı seven insanları birer ikişer geçtiği bir gündü.

metro istasyonları soğuk. metro istasyonları güllüklere gülistan. bozuk: metrolardaki meşrubat makineleri. fareli traversleri sarı çizgilerinden sonra gelen.. ve metrolarda kanunsuzluk, yürürlüğe yeni giren bir kanun. içimizdeki taş ülke, güzlenmiş seri biber hüznümüze paralel patates kızartmalarımız. kaşkolsuzluk, bu ülkede boynuna vuruyor insanın. herkesin boynunda aynı kaşkolsuzluk, gasper vidmar da bile hatta. ki sadece 3 sayı atabildi koskoca cska'ya, o da bir şey, o da bizden bir şey haddızatında.

topkapı -zeytinburnu minibüslerinin, topkapı -zeytinburnu minibüsleri olmadığı bir gündü.

eve gidip tüm özledimleri sıraladım ben de.

1 yorum:

lobelia dedi ki...

zeytinburnunu değil ama kış çayını seviyorum.