Cumartesi, Ocak 03, 2009

Şişe..

İki arkadaş barda oturuyorlar. Biri üniversitede bir şeyler okuyor, diğeri günde bir kez gitarını eline aldığı için kendini müzisyen sanıyor. İkişer bira içmişler bile, en az iki tane daha içmeyi planlıyorlar. Üniversite öğrencisinin canı sıkkın, çünkü kaldığı evi paylaştığı kıza âşık ama kızın her gece onlarda kalan ensesii kıllı bir sevgilisi var ve sabahları mutfakta karşılaştıklarında kızın sevgilisi ona seni-anlıyor-ve-senin-için-üzülüyorum bakışıyla bakıyor ve onun canını daha da sıkıyor. "Başka yere taşın," diyor kendini müzisyen sanan tip -bu müzisyen, bu tür çelişkili durumlardan sıyrılmakla ünlü. Birden, konuşmanın ortasında, o güne kadar görmedikleri at kuyruklu sarhoş bir tip yanlarına gelip arkadaşını, müzisyeni, şişeye sokacağına dair yüz şekel bahse girmeye hazır olduğunu söylüyor. Üniversiteli tip hemen kabul ediyor, çünkü, gerçekten, hayli aptalca bir bahis önerisi bu. Ama at kuyruklu tip müzisyeni birden Carlsberg şişesin içine sokuyor. Üniversiteli tip ciddi bir para sıkıntısı içinde, ama bahis bahistir, yüz şekeli ödüyor ve duvara bakarak kendine acımaya başlıyor. "Söyle ona," diye bağırıyor şişedeki arkadaşı, "çabuk, gitmeden!" "Ne söyleyeyim?" diye soruyor kolejli tip. "Beni buradan çıkarmasını, hemen, hadi!" Ancak üniversiteli tip duruma uyanıncaya kadar at kuyruklu tip gitmiştir.

Üniversiteli tip hesabı öder, şişenin içindeki en iyi arkadaşını alır ve birlikte at kuyrukluyu aramaya çıkarlar. Kesin olan bir şey varsa o da at kuyruklunun kafayı tesadüfen çekmediğidir, adam profesyoneldir. Bu yüzden bir bardan ötekine giderler ve gittikleri her barda bir içki daha içerler, boşuna gelmiş olmamak için. Üniversiteli tip içkileri kafasına diker ve içtikçe kendine daha çok acır. Şişedeki tip kamışla içer, başka seçimi de yoktur zaten.

Sabahın beşinde, at kuyrukluyu kumsala yakın bir barda bulduklarında ikisi de kör kütük sarhoştur. At kuyruklu da öyle, şişe meselesi için çok üzülür. Hemen özür diler ve müzisyeni şişeden çıkarır. Çocuğu şişede unuttuğu için özür diler, kendini affettirmek için onlara içki ısmarlamaya karar verir, son bir içki. Biraz konuşurlar ve at kuyruklu tip bu numarayı Tayland'da tanıştığı bir Finli'den öğrendiğini ve bu numaranın Finlandiya'da çocuk oyuncağı sayıldığını söyler. O numarayı öğrendikten sonra at kuyruklu ne zaman içmeye çııksa ve parası bitse biriyle bahse girip yolunu bulmaktadır. At kuyruklu, müzisyeni şişede unuttuğu için kendini öyle kötü hisseder ki onlara numaranın nasıl yapıldığını öğretir. Nasıl mı yapılıyor? Kaptıktan sonra şaşıyorsun ne kadar kolay olduğuna. Üniversiteli tip eve vardığında güneş yükselmeye başlamıştır. Anahtarını kapıya sokmak üzereyken kapı açılır ve karşısında ensesi kıllı sevgiliyi bulur, duşunu almış, traşını olmuş. Kıllı-ense aşağı inmeden önce kız arkadaşının sarhoş ev arkadaşına onun-yüzünden-gidip-kafayı-çektiğini-biliyorum bakışıyla bakmayı başarır. Üniversiteli tip usulca odasına girip ev arkadaşına bir göz atma fırsatı bulur -yatağındadır, yorganın altında ağzı yarı açık uyumaktadır. Farklı bir güzellik vardır şimdi yüzünde, dingin. Bazı insanların yüzüne sadece uykuda vuran türden bir güzellik, herkesin değil ama. Ve bir an için onunla konuşmak gelir içinden, onu şişeye sokup yatağının yanında tutmak, turistlerin Sina'dan getirdikleri içinde renkli kum bulunan şişeler gibi, karanlıkta yalnız uyumaktan korkan çocuklar için açık bırakılan küçük gece lambaları gibi.

Hiç yorum yok: