Salı, Ocak 20, 2009

"haavi, ben ve birtakım isimlerin bizim saplantılarımız olmaları üzerine ballad"

Enis Batur'a Eniz diyen insanlarız biz, öylesi daha keyifli. Orhan Pamuk'a ben hep mesafeliyim, Haavi bazen sever gibi oluyor ama biliyorum ki pek ısınabilmiş değil. Hilmi Yavuz'dan el ve oybirliğiyle tiskiniyoruz. Tavrı, duruşu; olmuyor, olamıyor. İlber Ortaylı dediğimizde aklımıza tüm tarih kitaplarını okumuş, makine düzeni ile çalışan, hafif çılgın, okuduklarını bir heves ve büyüklükle anlatan, izah eden bir adam geliyor. Dikkat ediyorum, Umut Sarıkaya'da da bizim saplantılarımız var. Onun da taktığı birkaç adam var. Biz Patrick Rafter'a, o Rafet El Roman'a mesela.. haa, biz de Rafi'nin "Bir Melek Diliyorum" şarkısına çektiği klipte elinde Musa'nın asası ile dağ bayır dolaşmasına yarım yarım yarılıyoruz ama Umud kadar delirmiyoruz ona.. Sonra sert sessizleri yumuşadmamız var. Cevab Veremedi gibi düşünün, bunlar var, bu saplantılar var, ben reddetmiyorum, Haavi'nin de etmeyeceğini düşünüyorum.

Fatih Özgüven'e olan yakınlığımız, onu sohbetlerimize "Faatabi" diyerek eklememiz.. Woody Allen'ın zekasından nefret ediyor oluşumuz ama onu çok sevmemiz.. İşte uyandım, baktım Haavi İlber Ortaylı takıntısını sürdürüyor. Gülümsedim, ahaha dedim, aklıma gelenleri yazdım. Yazmak zaten takıntılarımızın en bilineni.

Hiç yorum yok: