Cumartesi, Aralık 27, 2008

Requiem for a Dream..

"Uyuşturucu hayatınızın gidişatını uyuşturur" temalı olduğuna inandığım bu filmi, hazır elimin altındayken bir kez daha izleyeyim dedim ve şunları daha iyi anladım:

- Jennifer Connelly, erkek kaşlarına sahip bir kadın. Valla bak, dikkat edin. Güzel bir kadın değil bence bu yahu. Ha, filmde muhteşem. Dark City'deki köprü sahnesinin ilk'ini burada çekmişti zaten, o da güzeldi. Ve fakat kaşlar? Olmuyor, olamıyor.

- Ellen Burstyn'ın oynadığı "Tv Junkie" anne karakterinden resmen tiksiniyormuşum. Onu gördüğüm sahnelere bile dayanamadığımı yine anladım.

- Kristensenn gibi ben de Darren ne çekse izlerim ama bu film ciddi derecede rahatsız ediyor. Tüm fantastikliğine rağmen The Fountain'ı ve Pi'yi her zaman öne koyuyorum.

- Trainspotting'le taban tabana zıt bir şahaser olarak gördüğüm bu filmin müziklerinin ana haber bültenlerinde kullanılmasını hazmedemiyorum ve Clint Mansell adına üzülüyorum.

- Her şeye rağmen bu filmi seviyorum.

3 yorum:

Fatih dedi ki...

TV Junkie karakterinden tiksinmene karışacak değilim, fakat o kadın müthiş bi' oyuncu.

Wereyda dedi ki...

Filmde kırmızı rengi gördüğümüz tek karakter ve evet o karakterden tiksiniyorum. Ellen Burstyn'a değil, Sara Goldfarb'a duydupum bir tiksinti o; yoksa ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu biliyorum.

kristensenn dedi ki...

The Fountain kıymeti anlaşılamamış bir filmdir bence. Aronofsky risk alan bir adam, Pi'yle yaptığının bir benzerini (kafasına koyduğu hikâyeyi anlatması) Fountain'da da yapmaya çalışmış, hikâye ve gidişatın karmaşık addedilmesi ihtimaline karşın, anlatmak istediği şeyden mümkün mertebe ödün vermemiş. Hatta bence çok daha duru ve "felsefik" bir film yapmalıydı, Requem For a Dream'de de karşımıza çıkan renkli anlatımlara (karikatürize etmeler, abartılar, vs.) bulaşmamalıydı. Hele filmin sonunda, adamın ota-çiçeğe dönüşmesi sahnesini hiç estetik bulmadım ve sevemedim, filme yanlışlıkla eklenmiş gibi. Budizmle karışık verilen metafiziki öğeler de biraz birbirine karışmış. Ama olsun, yine de değerli benim için. Şimdi bir de 'neden değerli'ye başlarsam işin içinden çıkamam. :) Ona da sonra değiniriz.

Not: Hugh Jackman harcanan bir oyuncu. Onu "Someone Like You"daki performansıyla hatırlamak istiyorum. Sevdiğim bir filmdir ayrıca.