Çarşamba, Aralık 24, 2008

Mr Dodo..

Aslında Bay Arıza.. Sanal sözlüklerde "dişi" sanarak kendimi beğendirmeye çalıştığım ama sonra böyle kıllı mıllı bir adam olduğunu görünce "ehe mehe" yaptığım bir bilimkurgu adamı. Bilmiyor ki onun ilgilendiklerini pisler gibi not alıp, araştıradurup dibine kadar eşeliyorum. Farklı kanallardan, farklı alanlardan beslenen insanlarız ve birbirimizin yaşam arterlerine saygı duyuyoruz; bu önemli. Radiohead'i seven benim, ama sevmemesine rağmen yüzüme karşı "bok gibi" demeyen o: işte güzel olanın tanımı. Ha dese, kalksa çatır çatır kendi gerçeklerini vurgulasa ve argümanlarını gözüme gözüme sokup "hadise" yaratsa Maynard'ın da dediği gibi, değişen bir şey olmaz.

DodotheBird, bir tür kist. Yokedilemez enerjisi ve sonsuz özgüveni ile neşeme neşe katan bir tavla mağduru. Üstelik Street Fighter'da beni yendiği zamanlar yüzüne, kaşına, gözüne yayılan bir mutluluk var ve bunu seviyorum. Yazdığı her şeyi, vurguladığı her ayrıntıyı sallazortluk etmeden ama bir yandan da çaktırmadan bünyeye zerk ediyor bu Wereyda.. O, hayâli planetlerin kandan kanatlı suçlu meleklerini seviyor; bense Raskolnikov'u. O, gürültü dediklerimin içine girip emebiliyor tüm huzuru; ben cesaretsizlik ediyorum. Dodo'nun, diyelim çok ciddi bir konu hakkında konuşulması lazım, umursamazlığı var: Ne Maynard'da ne de bir diğerimizde olmayan bir özellik. Freşliğimiz bir raddeden sonra agresyona dönüşürken, Dodo her zaman arkasına yaslı bir şekilde "Sivaslı Sindi tabi ben öyle deyince" gibi ortamda lubricant etkili minik gevelemeleri yerleştirebiliyor. Ben bu kadar rahat biri değilim.

Evet çok sertsin ve metalcisin. Evet 3. biradan sonra pek bir güzelsin. Evet dodo'sun.

Hiç yorum yok: