Salı, Kasım 11, 2008

Kahve..

Çay'a karşı olan yaklaşımımı biliyorsunuz. Ama kahve öyle mi, aslan o be.
Yemen'de, bir çoban tarafından bulunduğu söyleniyor.. Hem de keçiler sayesinde. (Estate Kahve dedikleri bu olabilir, hani tek tarlada yetişen kahve..) Evet yanlış okumadınız: Sürüden kaçan birkaç keçi, daha sonra geriye daha enerjik, daha Nilgün Belgün olarak dönünce, e bizim de çoban da bakıyor tabii haliyle, sonra buna dinçleştirici anlamına gelen kahveh adını bizzat kendisi koyuyor vesaire de ismail dümbüllü falan filan.. Dostlar, kahve güzel bir şey. Hem biliyor musunuz bilmiyorum, dünyanın en pahalı kahvesi Kopi Luwak nasıl elde ediliyor?
Hani bir ara Sars diye bir illet sarstıydı ya dünyayı, hah işte onu yaydığı iddia edilen bir etobur mahlukat var. Endonezya'da yaşayan rakun benzeri bu hayvancağızın adı Paradoxurus Hermaphroditus. İşte bu paradoksal canlının dışkısından yapılıyor o kopi luwak şeysi de.. kusura bakmayın midenizi kaldırmak gibi bir amacım yok.

Ben 3ü1arada'lara hastayım. Türk kahvesi'ni nadir, mırra'yı ise rast gelirsem içerim. Falıyla alâkam olmaz ancak, rica edilirse çok da güzel bakabilirim.

Hülâsa, one more cup of coffee hadisesine girmeden bir yazayım dedim. Üçü bir arada olsun diye, çay ve kahve'den sonra, bira'yı da her ân yazabilirim.

Hiç yorum yok: