Pazartesi, Ekim 20, 2008

Çay..

Aramam. Güne kahveyle başladım diyen Mor Ve Ötesi parçasını severim ama çayı aramam. Alkolü severim ama çaya ısınamadım. Çay benim içimi ısıtmaz, sadece kahvesizliğin ve alkolsüzlüğün alternatifidir. Şu zamana kadar bir bardak çayı tam anlamıyla (şaolin çaycısı annem bilir bunu) bitirdiğimi hatırlamıyorum. Komik; şu ân rezene çayı içiyorum. Geçenlerde de şeftali aromalı çay filan içtim. Arkadaş evlerinde "çay koyim mi?" sorusunda geriliyorum. Sanki mecburmuşum gibi, peki anlamında sallıyorum başımı ama bir daha doldurulan çaya bakmıyorum. Soğuyor gidiyor o çay ve soğuk çay asla soğuk kahve değil. Dediğim gibi çayla aramız limoni. Çayına limon katan insanlara sempati besliyorum (şaolin çaycısı anneannem bilir bunu) ve limonla çayın gerçekten otantik bir hava yarattığını düşünüyorum. Haavi bir başladığında bir çaydanlığı deviriyor, ben öyle kös kös oturuyorum. Çayı sevmem gerekiyormuş gibi geliyor, bütün ülke çay içiyor. Sevemiyorum işte, ne? Şu fotoğraftaki tepside çay taşıma hadisesini seviyorum ben. Çayın bu ülke için çok önemli oluşunu. Tein yoksunluğunun tıp literatüründe özellikle olmasını istiyorum. Çayınıza kaç şeker alırsınız sorusu benim için azap. Çünkü ben çayıma da, kahveme de atılacak şekeri tutturabilen, belirli bir hesapta, ritmde, uyum ve düzende hareket edebilen biri değilim. Gün aydı ve ben, hepinize iyi çaylar diliyorum.

4 yorum:

Muğlak Düşünceler dedi ki...

çay iyidir.

Serkül'ün En Yakın Arkadaşı dedi ki...

skdjhfjkhsdkjhsdaf anasini sikeyim cayin. Bi' de, "HACI ESKISEHIR'DE PORSUK CAYI VAR ORADA OGRENCILER BIRBIRINI SIKIYORMUS BOYLE ELLEMELI FALAN" geyigine girmeli miyim girmemeli miyim gibi...

gobelez baba dedi ki...

re-"çay iyidir".

gobelez baba dedi ki...

ben ne kadar bitmiş ve serseriysem, o da o kadar tertipli ve başarılıydı. ve ne yalan söylemeli benim halim bana daha doğru geliyordu. *tol