Cuma, Eylül 19, 2008

What's more romantic than dying in the moonlight?

Tom Waits benim için şarkı söyleyen, filmlerde oynayan, içki içen, kadınları seven, rahat davranan, sağlıksız yaşamayı meşrulaştırmaya çalışan biri değil. Şarkıcı, oyuncu, zendost, keyif düşkünü, alkolik, tiryaki de değil. Tom Waits, insana iyi gelen bir şeyin adı. Asi, aldırışsız, öfkeli, naif, bungun, yarım, deli, bilge, seyyah.. Tom Waits, parmakizimi bilen adam. Nefesimi kesen, hiç sebepsiz ağlatabilen, alkol ve sigarayı combo tüketmeme sebep olabilen; bazen hayata küstürürken, diğer yandan hayata sıkı sıkıya bağlayabilen adam. Tren istasyonlarındaki boynu büküklüğüm. Mızıka kokan şiirlerde tutukluğum. Kısaca, vazgeçilmezim olan adamın, benim için en iyi beş parçası.. Sonra bunlar haricinde bir ayrı yirmi daha gelecek. Sonra ama.

1 yorum:

B. dedi ki...

Of bitanesin.


All The World is Green nerde kaldı peki? Dünyanın gelmiş geçmiş en güzel şarkısı ondan başka ne olabilir ki. Ben biliyorum şarkı falan değil o, bütün hayatlarıma fon müziği olsun da ben sustuğumda iyi bir şey yapmış olayım diye yazmış Tom Amca onu. Kendisiyle bi kasaba pubına gitmeden ölürsem gözüm açık gitmiyim, iki kadeh atmış kadar olayım diye yapmış.

Tom Waits is nothing but god diyip şimdilik arazi oluyorum.


Öptüm

He's balancing a diamond..