Pazartesi, Eylül 08, 2008

Herkese..

Hassasım. Fırat olarak Wereyda tarafımdan nefret ediyorum üstelik. Sanal'a yakın tarafımdan, doymak bilmez tarafımdan, ucuz tarafımdan, basit ve bir akbaba gibi o hep aç tarafımdan.
İnsanlara gerektiği değeri, ehemmiyeti veremeyen ama her fırsatta da umursamaz olmaktan kendini alıkoyamayan çift kişilikli tarafım da Wereyda'ya ait, ona teşne. Bir kitabı okuyup, o kitap için hiç konuşmamak istiyorum. Şarkılar, filmler, çağrışımlar, anılar, alkol, sigara ve insanlar hep bana dair, benim sahip olduklarım. Artık'lı cümleler kurmaktan da, kronikleşmeye başlayan kararsızlığımdan da, bir zamanlar yaptığım eblehlikleri halen başkalarının yaptığına tanık olmaktan da, votkadan da hazzetmiyorum. Arkeolojiyi seviyorum ama taşı sevmiyorum. Burak'la yürümeyi seviyorum. Nazım'ı özlemeyi seviyorum. Gökhan'la tavla oynamak ve Samet'e "Laz" demek çok güzel şeyler. Annem, babam ve kızkardeşim ile mutluyum. Toplumdaki rolümün bilincinde olmadığım zamanlardaki saflığı özlüyorum. Karşılıksız yaptıklarımı... karşılığını aldıklarımı sömürmediğim mert vakitleri. Nezo ile sinema konuşmak büyük keyif ya da Onur'la sabahladıktan sonra poğaça börek yemek. Eren'in saksofonuna bakıp bakıp iç geçirmek şahane, bu noktada herkesin bildiği ve yapabildiği işe odaklanması gerektiğine olan inancımın artması tesadüfi de değil üstelik. Mesela edebiyatı Zeynep'le, Bulgaristan'ı babaannemle, müziği Hale ile, anne kavramını Tuğçe -baba'yı Seda ile konuşmak gibi. Gırgırı Doğan ile yapabilmek. Fiko ile bizim parkta basket oynayıp terlemek ya da..
Akın'ın sırım gibi bir adam olmasının onu kabalaştırmadığına şaşırmak da güzel bir olay. Veyahut nasıl desem de sadede gelsem diye düşünüp, "hayatımdaki gerçek insanlar"dan bahsetmem gerektiğini düşünmem de güzel bir şey. Bakınız, bu blog benim günlüğüm değildir. Bu blog benim sayıkladıklarımın toplamıdır ve sanaldır. O halde kısa bir süre sonra, sadece gerçek insanlar tarafından okunması da gerekebilir. Unuttuklarım kızmasın.. Kendinize iyi bakın. Ben Fırat. Fırat Aydın.

6 yorum:

Burak dedi ki...

Selamın aleyküm, Nabokov ben. Soruyorum size, sadece çevresi okusun diye kitap yazan bir yazar gördünüz mü? Madem ki günlüğün değildir, herkese açık olması gerekir. (Yerli Kafka mısın nesin?)

Kristensenn dedi ki...

:)

Wereyda dedi ki...

"O halde kısa bir süre sonra, sadece gerçek insanlar tarafından okunması da gerekebilir."

Burada şu son zamanlardaki blog alıntıcılarına gerekli göndermeyi yaptığımı sanıyorum. Sonra Nabokov, Kristen filan kızıyorlar, anlamıyorum ki :)

Burak dedi ki...

olmamış, bu kibirli tavır yakışmamış, karşında Nabokov var, usturuplu otur.

müzisyen mankuli dedi ki...

edith piaff eşliğinde okunsun bu yazı.

bkz:kendine anlatmak

Zamansız dedi ki...

çok güzel..çok etkilendim...