Pazar, Eylül 28, 2008

4S Kuralına Postmodern Açılım..

Oturum Başlama: .. /herhangi bir ay/ 200. herhangi bir gün


xx:
sen önemlisin benim için
xy:
: )

Oturum Başlama: .. /herhangi bir ay/ 200. herhangi bir gün'ün ertesi


xy:
sıktın
xx:
: (

Perşembe, Eylül 25, 2008

Cruise me cruise me cruise me baby..

Ses. Karanlık yolun ortasına diz üstü çökmüş ağlayan mephisto. Çökmüş imparatorluk. Algının pili bitik, kandan bir haritanın üzerine konmuş bir kurşun kalem;
çiziyor her yanımı.

Cuma, Eylül 19, 2008

What's more romantic than dying in the moonlight?

Tom Waits benim için şarkı söyleyen, filmlerde oynayan, içki içen, kadınları seven, rahat davranan, sağlıksız yaşamayı meşrulaştırmaya çalışan biri değil. Şarkıcı, oyuncu, zendost, keyif düşkünü, alkolik, tiryaki de değil. Tom Waits, insana iyi gelen bir şeyin adı. Asi, aldırışsız, öfkeli, naif, bungun, yarım, deli, bilge, seyyah.. Tom Waits, parmakizimi bilen adam. Nefesimi kesen, hiç sebepsiz ağlatabilen, alkol ve sigarayı combo tüketmeme sebep olabilen; bazen hayata küstürürken, diğer yandan hayata sıkı sıkıya bağlayabilen adam. Tren istasyonlarındaki boynu büküklüğüm. Mızıka kokan şiirlerde tutukluğum. Kısaca, vazgeçilmezim olan adamın, benim için en iyi beş parçası.. Sonra bunlar haricinde bir ayrı yirmi daha gelecek. Sonra ama.

Pazartesi, Eylül 15, 2008

Telegraph Road..

minik gözlü atın dünyaya açılan kırmızı,
çok kırmızı yelelerine tutunmuş bakıyor kız;
yüzünden elma toplayan bir yanı var günün..

alkolde bir başka flu yüzün
çıplak bir yılan gibi gırtlağıma yapışan bu katran,
o katranda, bembeyaz,
üç beş saniyelik suskunluk gibi, cıvıldayan o yemyeşil hüzün

fark etmez! gözlerinden ötesine hükmü geçmiyor sözün!

Perşembe, Eylül 11, 2008

Pazartesi, Eylül 08, 2008

Herkese..

Hassasım. Fırat olarak Wereyda tarafımdan nefret ediyorum üstelik. Sanal'a yakın tarafımdan, doymak bilmez tarafımdan, ucuz tarafımdan, basit ve bir akbaba gibi o hep aç tarafımdan.
İnsanlara gerektiği değeri, ehemmiyeti veremeyen ama her fırsatta da umursamaz olmaktan kendini alıkoyamayan çift kişilikli tarafım da Wereyda'ya ait, ona teşne. Bir kitabı okuyup, o kitap için hiç konuşmamak istiyorum. Şarkılar, filmler, çağrışımlar, anılar, alkol, sigara ve insanlar hep bana dair, benim sahip olduklarım. Artık'lı cümleler kurmaktan da, kronikleşmeye başlayan kararsızlığımdan da, bir zamanlar yaptığım eblehlikleri halen başkalarının yaptığına tanık olmaktan da, votkadan da hazzetmiyorum. Arkeolojiyi seviyorum ama taşı sevmiyorum. Burak'la yürümeyi seviyorum. Nazım'ı özlemeyi seviyorum. Gökhan'la tavla oynamak ve Samet'e "Laz" demek çok güzel şeyler. Annem, babam ve kızkardeşim ile mutluyum. Toplumdaki rolümün bilincinde olmadığım zamanlardaki saflığı özlüyorum. Karşılıksız yaptıklarımı... karşılığını aldıklarımı sömürmediğim mert vakitleri. Nezo ile sinema konuşmak büyük keyif ya da Onur'la sabahladıktan sonra poğaça börek yemek. Eren'in saksofonuna bakıp bakıp iç geçirmek şahane, bu noktada herkesin bildiği ve yapabildiği işe odaklanması gerektiğine olan inancımın artması tesadüfi de değil üstelik. Mesela edebiyatı Zeynep'le, Bulgaristan'ı babaannemle, müziği Hale ile, anne kavramını Tuğçe -baba'yı Seda ile konuşmak gibi. Gırgırı Doğan ile yapabilmek. Fiko ile bizim parkta basket oynayıp terlemek ya da..
Akın'ın sırım gibi bir adam olmasının onu kabalaştırmadığına şaşırmak da güzel bir olay. Veyahut nasıl desem de sadede gelsem diye düşünüp, "hayatımdaki gerçek insanlar"dan bahsetmem gerektiğini düşünmem de güzel bir şey. Bakınız, bu blog benim günlüğüm değildir. Bu blog benim sayıkladıklarımın toplamıdır ve sanaldır. O halde kısa bir süre sonra, sadece gerçek insanlar tarafından okunması da gerekebilir. Unuttuklarım kızmasın.. Kendinize iyi bakın. Ben Fırat. Fırat Aydın.

Cuma, Eylül 05, 2008

Perşembe, Eylül 04, 2008

'Elveda' diyemezsin, tarzın değil..

Goodbye,
I’m alone
And it’s worse than I first thought
So long
I may be a while
Don’t say goodbye
That’s not your style

We’ve been down this road before
But this time I swear I’m sure
Never should have left this carry on for so long
But I dare say that you’ll miss me
When I’m gone
Oh yeah

We’ve been down this road before
But this time I swear I’m sure
We never should have let this carry on for so long
But I dare say that you’ll miss me
When I’m gone
Oh yeah