Perşembe, Ağustos 28, 2008

My Wine in Silence..

Where are you now my love
My sweet one.
Where have you gone oh my love
I'm so alone.

I only think of you.
And it drives me down.
I only dream of you.

Come here
My love
I'll keep you
I will change you
Come here
My slave
You will when
I reveal
Screaming
Crying
My lover
With you
I'm gone
I'm blade

I'll come to you. Take my hand.
Hold me again. Please take my hand

Who are you ?!
What were you ?!
My beauty
I can't tell
How'm I feel
How I felt
You have paied
For your
un-kindn-ness
With You
I'm dying and left

Please hold me now my love.
Where are you now, oh my sweet love.


İşte sonra, kadeh de düştü kırıldı. Her yer hüzün.
"Merhaba," dedim ben de kadına ve ekledim: "bundan böyle benim de bir işim var." Önce anlamadı, hatta önemsemedi bile denebilir. Yine de anlatmaya devam etmem gerekiyordu ve "Siz kıracaksınız, ben de uzun uzun kırıklara bakıp, onları elime batmadan nasıl toplarım, diye düşüneceğim. Ben sizin hayatınızdaki kırıkları süpüreceğim, siz de bana bahşiş olarak dostluğunuzu, o kutsal arkadaşlığınızı vereceksiniz. Beni götürdüğünüz yerlerde uslu duracağım elbette; kadehleri yerle bir eden şu kahkahalarınıza tampon olacağım. Mutlu mesut geçecek ömür." diyeyazdım. Bir kadeh daha sipariş etti ve yüzüme baktı. Kırılan bir kalp gibi bakmadı. Onarılan bir kalp gibi de bakmadı. Dümdüz baktı; bir sunta kadar düz... "Olmaz!" dedi renklendirmediği o donuk emir cümlesiyle, "olmaz.." diye tekrarladım ben de. Alıştığım gibi, ezberletildiği gibi, kopyaladım ve yapıştırdım cümleyi. Kopyaladım ve yapıştırdım tuzla buz onlarca kırığı. Bir şarap da böyle bitti. Her yer üzüm.

Hiç yorum yok: