Cumartesi, Mayıs 31, 2008

Dead and Lovely..

Wristcutters: A Love Story'i açan parça.. Büyüyünce olmak istediğim adamın en nadide parçalarından biri, belki de beni en çok etkileyenlerden. Real Gone denen şahaserde kendine yer bulmuş arınım..

Gidene, aklı bir karış havada olana, unutulamayan ve hiçbir dolgu malzemesi ile yeri doldurulamayana, özlenene, merak edilene, takip edilene, gözetilene, gözlenene, gözden sakılınana, gözü çıkasıcaya, evi başına yıkılasıcaya, pamuklara sarılınasıcaya, beklenene, bekletene, beklentilere, betimlenene, betimsizliklere karşı bir çağrı.
Hep derim, "hayat asla yetmiyor". Bir yerlerde muhakkak bir şeyler öyle eksik, yarım kalıyor. Belki de öyle kalmaları gerekiyor, öyle olmaları tasarlandı veyahut olay örgüsü böyle gelişti. İntihar mektuplarının yanındaki memorandumda buzdolabında yemek olduğu yazıyordu ve adam buzdolabına asla gitmedi. Komodindeki silahı aldı, portmantoda asılı parkasının cebine uzattı elini, son sigarayı içti ve pakedi buruşturup attı. Yerde, kırık içki şişeleri, birkaç midye kabuğu, gözleri yaşlı birkaç hatıra kaldı.
Çıktı maskesini takıp, kapıyı iki kaşının ortasından vurduktan sonra. Arkasına da hiç bakmadı.

Hiç yorum yok: