Pazar, Mayıs 25, 2008

Davidoff, Kahve, Aziza..

"..ağaçlardan renkler düşüyor"

Dünyanın en aktif bloggerı Haavi'nin merkezine davet ettiği Tramvay Durağı, sınavlarımın yaklaştığı şu günlerin tüm gerginliğini söküp atamıyor belki ama, inanılmaz heyecanlı, inanılmaz toy hissettiriyor kendimi bana.. Saat 05:00'i çoktan geçmiş, uykum yok, Aziza Mustafa Zadeh'in Daha'sıyla inliyor kulaklarım ve aklıma olmadık zamanların olmadık anları geliyor.. Sarons Ham demin bitti, Fatih Özgüven'in Bir Şey Oldu'sundaki Penguen Masalı yine içimi çizdi, kıyasıya.. Umut Sarıkaya daha güzel yazsın, daha güzel çizsin isteğim yüzümden kendimle barışamadım yine Sarı'yı hatırlayınca.. Ahşap bir yol sürüyor içimi dört nala.


Uyku düzenim bozuldu; gündüz yatıp gece yaşar oldum; Nazım aramış, duyamadım.. Televizyonsuz odamda, Nba gidişatından haberdar olmamı sağlayan internete bile küstüm, tüm şehir bana küstü. Muğla düğün salonlarında "Ah İstanbul" söyleyenleri yasakladım, sildim onları. Nescafe 3ü1 arada koleksiyonuma en çok Bol Kremalı olanlarından sığıştırdım. Cep vodkasına "Bir süre görüşmeyelim" dedim, Dicle Kapadokya'ya gitti aramadı.

Özel Denetimli Halk Aracı levhalı Muğla dolmuşları, hep doluydular. Yayan kaldım. Yavan kaldım. -Daha...?-

Beni Ekonometri'den bekliyorlar.

Hiç yorum yok: