Pazartesi, Nisan 28, 2008

6. Sydney Funnel

Ve zehri çoğullayan gecenin ayakucuna bir eski Anadol park edilmiş..

Sabaha birkaç adım var denebilirdi.. Yağmurlu kahvesine uzanan bir adam profili çiziyordu o, orada, hani şu rakitlerin arayollara açı kazandırdığı güney kentinin ufacık köyünde.. O, BENdim.

Atracatoxin bedenime yayılıyordu ve engel olamıyordum. Parmaklarım acı içinde titrerken hâlâ o şarkı çalıyordu ama hatırlamazsın. Çünkü senin kahvene hiç yağmur yağmadı. Çünkü SEN diye biri asla olmadı. Hayâli yazılara hayâli karakterler koydum.. Hayâli karakterlerden hayâli kahramanlar yarattım.. Hayâli kahramanları hayâli savaşlarda öldürdüm. Bana bunu neden yaptığım sorulduğunda, Inside Man misali, yapabildiğim için olduğunu söyledim. Çünkü halen ellerimde ağrılı titremeler vardı ve o Anadol halen gecenin ayakucuna park edilmiş öyle duruyordu ve çünkü "BEN=SEN" diye bir özdeşlik halen matematikte yoktu ve halen ve çünkü ve Anadol..

Sonra yine yırtık bir rahme döndü içimdeki zehir,

o sabah hayatımın ucuna park etmiş, lastikleri patlak bir Anadol'da uyandım..

Hiç yorum yok: