Pazartesi, Nisan 28, 2008

5. Inland Taipan


Hep kazanıyorsan, savaş zevklidir bile..

Ne kalabilmek, ne gidebilmek. Arada, korunmasız ama kabullenmiş, bir sesi bekleyen kulak gibi durmak sadece. İntihar eden bir suyun, şelale diye anıldığı bir kent kalıntısı ve bir adam ölüsü. O ölü adamın her gün dirilmesi ama asla nefes almaması. Nefes alması ya da hiç nabzının atmaması.. Her şey biraz daha karmaşıklaşıyor o kadının gözünde. Kopamıyor da, yapamıyor da: Akort tutmuyor.

Tırnağım mısın, kessem de uzuyorsun..
Bir tepe buldum, oradan aşağı, bu silahın şarjörüne attım bakışlarımı.. Fırlayanlar mermi gibi güzyaşları, neyse..

Bugün, içimde bir şey öldü dirildi. Gece, melankolinin nisan böceği.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

nisan bocegi kucuk cocuklar gibi kandirsin o zaman seni.elma sekeri versin.elinden tutup parka gotursun.kagit helva alsin. ucan balonlar filan.avutsun

Wereyda dedi ki...

Eğer güzelce yorumlar yapmayacaksanız, burası yorumların benim kontrolümde olduğu bir yer olacak.. Tiranlıktan hoşlanmıyorum ben.