Çarşamba, Mart 05, 2008

Kallima Limborgi..

Kalbimi çalan ötesiz anarşiste..
Yasak bellenmiş, hasıl olması tansık sayılmış, gülücüklerine mil çekilmesi farz kılınmış ilişkilerin başlangıç meridyenlerinin, "pençenin patiye dönüştüğü ân"a isabet ettiğini idrak ettiğinde ışıl ışıl gülümsemek gibisi.. Gülüyor ve mesnetsiz sırıtıyorum. Yüzümdeki emare: "Hassiktir!".


Felsefe ve kutsal kitaplar bazen hiçbir şeyi açıklayamıyor.. "Gece, Melek ve Bizim Çocuklar" izledikten sonra maça gidelim diyenleri giyotine de sürmüyorlar artık. Hapse de atmıyorlar, apseden de saymıyorlar varlıklarının telaşsız aymazlığını. "Hayalci" olmak; pembe düşlere teğet olan ile 'Karagöz Oynatıcısı' olmak arasında konserve bir anlamla mündemiç.. Gözyaşlarına leblebi tozu vermiyorlar küçük kız, okul sonrası kırmızı puding yemek artık günah! Safdillik, paralize olmuş dimağ yorgunluğu ve patavatsızlık part-time. Felsefe, hiçbir şeyi açık edemiyor. Muz orta, Dokuz Aylık, Alman Kale ve "Hadi artık eve gel!"ler yok artık.. Katilin maktulden dilediği özrün sorgusuz saçmalığı.. Kitaplarını Tevrat yapraklarıyla kaplayan kız, artık çağdaş diye bir yalan yok..


Demem; demin herhangi bir kadını değil de O'nu düşünüyor olmanın egoizmle olan iç hukukunu teselsüle lehimleyip, sırat köprüsündeki gençliğine "Elveda!" demeyi es geçerek, ön taramasız ve freş; sorumsuz ama gözlemci bir kimlikle, hakkıyla kucaklayabiliyorsan/ savunuyorsan dönen başını omzuna koyarak/ musalla taşıyla seksek oynayabiliyorsan/alelâde aşıksan be adam,

ne güzel!



Part 1
a. "melekkanadı topladım sana": Birbirimizin yüzüne bakmaktan korkuyoruz ya.. işte ben o korkuyu kaybetmekten çok korkuyorum.

b. "egoizm merdiveni": Değişirken gelişmemiz de mi lazım?

c. "bazı mektuplar, kırağılıdır": Her aşkın maruz bırakıldığı şablonlar, bloklar, kaideler olduğu gerçeğini kabullenme vakti geçmedi mi? Şöyle sereserpe, sersefil hıçkırıklar ve ispinoz kursağına düşmüş istiridye incisi berraklıklar olsa ya..? Temennim, terennümümdür otobüslerde ayakta giderken..

d. "bira?? - peki, az şekerli kahve": Müziğin ve literalize edilmiş kutsal metinlerin şahadeti hangi kurumsallaşmayı özge kılabilir ki? Bunun adı, keşke'den önceki "ohh be" ferahlığı. Bunun adı apse ekşiliği.

e. "ahşap mektup açacağı hüznü": Hiçbir parametre için araf yok. Pusula, kırık. Harita, yırtık. Uyku, gürpedek bastırmakta. Gamzeli yanakların yönetim şekli, mutlakiyettir.


Part 2
Ayrıntıcılığın, solipsist mükemmeliyetin raddelerinde sivri gümüş bıçaklar durur. Masa, özenle hazırlanmıştır. Bir komünyon gibidir gece.. Unutulmuş, paslı bir h'içgüdünün değersizliğine denktir yokluğun. Kişiselleştirilirken obskürantizme göz kırpan o saftirik büyü, tavşan bokudur ah! Gün gelir, kokar. Unutulmasın.


Part 3
Ve buna kızacağını bilsem de, yanına oturup "Merhaba!" diyebilmeliyim..


Part 4
Kafka'nın tasviriyle eğer "Tanrı'nın intihar düşüncesi" ise insan, hâlen demagoji peşinde sprinter olmanın manâsı da ne ola!?


Part 5
* Gündem oyalamacılığının ulaştığı olay ufku'ndan kurtuluşun anahtarı herkesin beyninin ön lobunda değil. Çıkarlarını kilere kaldır sen, bu sene kış yok.

* Bölük pörçük, nim çehre bırakıldığımız o yeraltı istasyonunda dekovil gereksinimimiz giderecek bir regulasyon, bir rastlantı, bir Tanrı bulamayışımız değil mi bizi elma ile armut'un arasındaki 777 farkı bulmaya iten flu f-aktör? Maksat; sen bir şiirde herhangi bir dizesin de dizlerinden vurulmuş, kimse farketmiyor gibi seni..

* Konjonktüre, sistem'e, iktidarsız iktidara manyel çırpınışların ilahlaştırıldığı dipsiz algoritma için hazırladığın o tüüüm kelimelere şunu söyle: Senin ağzının Pin Kodu'nu, dilin bile unutmuş.

* Bencile "bencil" deme bencilliği almış gitmiş.. Bakınız: Md 1.

* Bir şeyin olmaklığı, olmamaklığından olumsuz..

* Sahte infialler, ruhun kadar gerçek imgeler doğurur: prematüre! Morbid bir sıçrayış, silahsızlanmaya karşı çıkan bir av tüfeğinin konuşma baloncuğudur..

* "Eli kanlı"nın delikanlı olduğu iklimlerde, eşcinsele "ibne" diyorlar be abi..


Onurlu birine..

Ah dostum.. Tundrasında sensizliğin, içtiğim bir şişe Marmara Gold'a halleniyor arsız gece. İki taşak arasındaki yarak kadar yalnızız: Yıldızlarımızın otuz bir çektiği gökyüzlerine dönmüşüz yüzümüzü. Oysa ben seni ne çok severim ha.. Adını anarım da rüyana girerim. Saçtellerimi kesip kaçar ruhumun hapishanesinden o koyu kasvet. Sonra belki oturur hiç alâkasız filmlere soundtrack oluruz seninle de, paylaşıma açarlar, indirirler bizi.. Bizi tahtımızdan, bizi galaksimizden indirirler.. Remil açan bir kum tanesi gibi kalırım. Paçavra kalırım nostaljik hezeyanlarda. Adın anar, adın sayar, adın söylerim: beni bütün akıl hastanelerinde ararlar. Saçları süt mısırı dostum ah, bizi bu ülkede bit ilacı diye bitlere satarlar. Gel, avcumuzun kırık kemiğiyle tutuştuğumuz ladesi sen kazan. Gel, tuzak kuran uzaklıkların saklambacında sobele beni! Gel..


Bir film ha.. hayatımız. Dönüş; Kadir İnanır, Türkan Şoray. Seha Okuş, Hasretinle Yandı Gönlüm'le gönlüme foseptik çukuru açmakta. Ağzımı eşek arısı sokmaz ki, sözcüklerime bal bulaşsın! Bilirsin ben fazla ağlarım hep. Ben hep fazla işerim senden. Benim gözlerimde kümülüsler, seninkinde "zevkli uyuşma"lar göleti..
Annemizin adı.. Göbekkordonlarımızın boynumuza dolanışındaki sefil ihtiras. 'Pis' çocuğun büfeciye bira sorması..

Sustum. İnşaat halinde bir kimsesizliğe sarıldım uykudayken gözlerin.

5 yorum:

dodothebird dedi ki...

"Gamzeli yanakların yönetim şekli, mutlakiyettir."de ben bayılmı$ım...

Adsız dedi ki...

ciğerlerime zararsın. - morado

megamefta dedi ki...

iğrenç bi yazı iğrenç bi üslup bi bok anlaşılmıyo

Adsız dedi ki...

Ben sonuna kadar dayanabildim. "iyiymiş" gibi bir yorum beklemiyorsun herhalde. Knick

megamefta dedi ki...

üstteki isimsize uyuz oldum