Perşembe, Mart 06, 2008

Haavi İnsanı..

Gidişimin ertesinde mütemadiyen artan, bir blogger olarak efsaneliğe adım adım yaklaşan Haavi için şu sıralar rafine, sakin, sıkıntısız günler.. Niye? Çünkü ben gittim. Oturur akşam 8 kitap çakıp, 22 film izler, kahvesine cep votkası koyup İhsan Oktay Anar okur, Nba maçlarında Fikli'yle tartışır vs.. Mandalina bile daha lezzetli geliyor adama bensiz, farkındayım.. Alkol derdi yok, insan gibi içiyor.. Bant'ını, Roll'unu, Altyazı'sını alıp müziğini takıyor koluna, kulağına.. ohh misss takılıyor.
Ya benim boşluğum? "Weren, bi' kahve çaksan da içsek"leri kim karşılayacak? "Karlos Sampao anlat bakalım"lara kim cevab verecek? Her gün, abartısız 20 kez ölümcül şarkı dinlemeye kim razı gelecek?

Yakın gelecekte enfes projelerde köşe kapmaca oynayacağım, alternatif bloglarda fink atacağım bu "Canavar gibi kitap okuyan, müziğin kralını-ücrasını dinleyen, hakkında konuşamayacağı konu olmayan pislik tipler vardır ya abi, öyle işte bu herif! Kız arkadaşınla tanıştırmak istemezsin, kompleks yaparsın" kabilinden adamdan aldığım ciltli kitaplar sayesinde mezun olduktan sonra Yorum Farkı'nda Emre Kongar ile raks edecek kalibreye ulaşacağım, hakkat..

İstikrarlı bir ilişkimin olmadığını, sarhoş olamayan Tom Waits kılıklı bir adam olduğumu söyler durur da, kendisine bakmaz. Nerede bir konser var, şıpp orada! Yeni bir kitap çıkmış, hemen rafında! Düzeyli; rahatsız edecek kadar naif.. Ben bitti sanıyordum, var anasını satayım var.. Bir grup elemanı, bir çevirmen, bir redaktör hemen gelip bununla kontak kurar, odağa alırlar bunu pirzola tadında muhabbete, geyiğe sardırır; sonra yine alkol masası algoritmasında "az içtiği için saygı duyulan modern erkek" addedilir.. İtirazım var arkadaş, dirayetli bir biçimde açık ediyorum:

Ben iki tek atıp bıraksam: "ahahahaha içemiyorsun lan sen hiç!"
Ben gitsem o konserlere, o kitapları ben okusam: "entel kuntel dante'l seni!"
Ben böyle yönetici molekül tavır ve duruşu takınsam: "hoop, beş santim uzasan başın göğe çarpacak!"

gibi tepkiler gelir.. "Duende"ye bakınız veriyorum aramızdaki farkı. Çok okuduğumu, izlediğimi; sinsi gibi arttığımı, kültür yarışında nefessiz kalmayacağımı vurgulayıp, ayrıldığımız dikiş yerinden selam ediyorum Talimhane'ye..

2 yorum:

KRISTENSENN dedi ki...

naif olan her şey ilgi alanıma girmiştir, haavi'yi de o sayede tanıdım diyebilirim. sizin kadar tanımıyorum elbette ama bu adam, okuduğum kadarıyla bile değerli biri. önemsiyorum.

Wereyda dedi ki...

naif olan her şey bu adamda olduğu için yazdım sanırım; yalnız tanışmamızın en küçük bir naifliği yoktu : ) ben futbol oynayan çocuklara bağırıyordum da : )