Cumartesi, Mart 22, 2008

Sigara İçme Meditasyonu..

Adamın biri bana geldi. Otuz yıldır zincirleme sigara içmenin sıkıntısını çekiyordu; hastaydı ve doktorlar ona, "Sigarayı bırakmazsan, hiçbir zaman sağlıklı olamayacaksın" demişlerdi. Ama, o bir sigara tiryakisiydi; elinden gelmedi bu. Çaba harcadı--harcamadı değil- çok çaba harcadı, çaba harcarken çok sıkıntı çekti; ama bir iki gün dayanıyor, sonra dürtü çok güçlü bir biçimde gelip onu sürüklüyordu. Yine aynı yinelenen duruma düşüyordu.

Bu sigara içme yüzünden, özgüvenini yitirmişti; en ufak bir şey yapmadığını, sigarayı bırakamadığını biliyordu. Kendi gözünde değerini yitirmişti; kendini dünyanın en işe yaramaz adamı olarak görüyordu. Kendine saygısı yoktu. Bana geldi.


"Ne yapabilirim? Sigarayı nasıl bırakabilirim?" dedi. "Sigarayı kimse bırakamaz." dedim ona.
"Bunu anlamalısın. Sigara içmek, şu anda yalnızca senin kararın değildir. Senin alışkanlıklar âlemine girmiş bu; kök salmış. Otuz yıl uzun bir zamandır. Bedeninde, kimyanda kök salmış bu; her yana yayılmış. Kafandan verieln karar sorunu değil sadece; kafan hiçbir şey yapamaz. Kafa güçsüz kalır; bir şeyleri başlatır, ama onları kolayca durduramaz. Buna bir kez başladın mı, bu kadar uzun süre uyguladın mı, büyük bir yogisin sen- otuz yıl sigara içmeyi uygulamak! Sigara içme kendiliğindenleşti; onu otomatiklikten çıkarmak zorunda kalacaksın."

"Otomatiklikten çıkarmak'la ne demek istiyorsun?" diye sordu adam.

Meditasyon tamamen kendiliğinden oluştan çıkarmakla ilgilidir.

"Bir şey yaparsın." dedim. "Bırakmayı kafandan çıkar. Buna gerek yok. Otuz yıl sigara içtin ve yaşadın; kuşkusuz bir sıkıntı çektin, ama buna da alıştın. Sigara içmeden ölmektense birkaç saat önce ölmenin ne önemi var? Burada ne yapacaksın? Ne yaptın? Onun için, sorun ne-şu yıl, bu yıl, pazartesi, ya da salı, ya pazar öldün-, ne önemi var bunun?"

"Evet, bu doğru, önemi yok?" dedi. O zaman dedim ki, "Sigarayı bırakmayı unut gitsin; onu hiç durduramayacağız. Daha ziyade, onu anlayacağız. Şu halde, gelecek defa bir meditasyon yap bunu."

"Sigara içmeden çıkan meditasyon mu?" diye sordu adam.

"Evet." dedim. "Zen mensupları çay içerek meditasyon yapabiliyorsa ve bundan bir tören yaratabiliyorsa, neden olmasın? Sigara içiş güzel bir meditasyon olabilir."

Dehşet içinde baktı. "Ne diyorsunuz?" diye sordu.

Sonra birden canlandı! "Meditasyon mu? Hemen söyleyin bana -bekleyemem!" dedi.

Ona meditasyonu verdim. "Bir şey yap" dedim. "Cebinden sigara pakedini çıkardığın zaman, yavaş hareket et. Keyfini çıkar, aceleye gerek yok. Bilinçli, tetikte, farkında ol; tam farkındalık içinde onu yavaşça çıkar. Sonra, sigarayı paketten tam farkındalıkla, yavaşça çıkar -eski telaşlı biçimde, bilinçsiz, mekanik biçimde değil. Sonra, sigarayı paketine hafifçe vurmaya başla -ama, çok tetikte durarak. Sesini dinle; aynen Zen mensuplarının semaverin mırıltısına, çayın kaynamaya başlamasına ve... aromasına yaptıkları zaman gibi. Sonra da, sigarayı ve ondaki güzelliği kokla..."

"Ne diyorsunuz siz? Güzellik mi?" dedi adam.

"Evet, güzeldir o. Tütün de her şey gibi tanrısaldır. Kokla onu; Tanrı'nın rayihasıdır o."

Biraz şaşırmış gibi baktı bana. "Ne? Şaka mı yapıyorsunuz?" dedi.

Hayır, şaka yapmıyorum. Şaka yaptığım zaman bile şaka yapmam. Çok ciddiyim ben.

"Sonra da sigarayı tam farkındalıkla ağzına koy, onu tam farkındalıkla yak. Her eylemin, her küçük eylemin keyfini çıkar; mümkün olduğunca çok sayıda eyelem böl bunu. Böylece, gitgide daha çok farkında olabilirsin."

"İlk nefeste elde ettiğin, duman biçimindeki Tanrı'dır. Hintliler, 'Annam Brahm' der -'Yiyecek Tanrı'dır. Neden sigara içmek de olmasın? Her şey Tanrı'dır. Ciğerlerini derinliğine doldur -bir pranayam'dır bu. Yeni çağın yeni yogasını sunuyorum sana! Sonra dumanı salıver, rahatla, bir başka nefes çek -ve çok yavaşça sürdür bunu."

"Bunu yapabilirsen, hayret edeceksin; yakında bu yaptığının budalalığını göreceksin. Başkaları budalaca olduğunu söylediği için, kötülüğünü söylediği için değil. Kendin göreceksin bunu. Bu görüş sadece aklın aydınlatmasıyla olmayacak. Tüm varlığından kaynaklanacak; bütünlüğünün görüşü olacak. Günün birinde eğer sigarayı bırakırsan bırakırsın, sürdürürsen sürdürürsün. Bunun için kaygılanmana gerek yok."

Adam üç ay sonra geldi ve "Sigarayı bıraktım" dedi.

"Şimdi de" dedim ona, "bunu diğerlerinde de dene."

Gizem budur, gizem: otomatiklikten çıkarmaktır.


Yürürken yavaş yavaş, gözlemleyerek yürüyün. Bakarken, gözlemleyerek bakın; ağaçları hiç olmadıkları kadar daha yeşil, gülleri hiç olmadıkları kadar daha pembe göreceksiniz. Dinleyin! Birisi konuşuyor, dedikodu yapıyor: Dinleyin, dikkatli dinleyin. Konuştuğunuz zaman, dikkatli konuşun. Bırakın tüm uyanık eylemleriniz otomatiklikten kurtulsun.
Osho, Meditasyon

Hiç yorum yok: