Salı, Ekim 30, 2007

Gülümse Hadi Gülüm^sen?

yahu nedir bu bizim her şeye üzülmemiz.. bizi delicesine seven bir hüzünle büyümüş olmamızın boku, püsurudur diye geçiştirmiyorum değil.
biz üzülürüz, içeriz, intihar ederiz, bileklerimizdeki kesikleri birbirimize gösterip "ben daha çok acı çektim, sus, konuşma" deriz, sinizmimiz boyumuzu aşar, içimize dolan havaya tanrı'nın osuruğu deriz. yaparız abi yani, olayımız bu. en çok alkol alanımız en coolumuz olur, en yüzeyselimiz en derin.. ne kendimizi kendimize açacak kadar cesaretimiz olur, ne de egomuzu törpüleyecek bir kaynak arayışımız. aslında şeklini aldığımız kabın bataklığa atıldığından bihaberiz, tüm yalnızlığımmız bundan.

bloguma baktım. sırf dert, keder, agresyon, obskürantizm, sıçtım sanat oldu tandansı; virginia woolf'un blogu gibi, sylvia plath'in güncesi gibi. olayın cılkı çıkmış hacım, samimiyetten uzaklaşmışım. daha bir inmek lazım, dedim, gene yanıldım. sanki yukardaymışım, yüceymişim, uluymuşum: komplimanlarım dizime çıktı şu yalan evrende monasınakoyayım, biraz gülmem ve sinirimi boşaltmam lazım dedim.

"cici ya, neden hep biz üzülüyoruz?"

bunu soran bunu da söyledi: "gülümsetecek bir şeyler.."

gül diye.

Hiç yorum yok: