Çarşamba, Ekim 24, 2007

Dönek..

..o kadar çok söz vermişim ki şimdi "dönüp" bakıyorum da hepsini orada burada şurada unutmuş ve içine etmişim. Sözlerimin çoğu kendime ait, kendime yönelik aslında ve bu yüzden de sanırım en fazla kendime ihanet ettim. Sözlüklerden ayrıldım, geri "dön"düm; sözlüklere ve özellikle Msn Messenger denen yere ve oradaki sanal açılımlara olan saplantım yüzünden sevgili Haavi beni önce uyardı, dinlemedim, sonra kızdı toparlayamadım, ve en sonunda "nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı Kötekli'dir" dedi ve bana dersimi verdi. Yine çok sevdiğim bazı insanlardan yeniden blog yazmam konusunda ısrarlar geldi, bel verdiler ve kendime değer vermem gerektiğini hatırlattılar, sağolsunlar hepsi kendi lisanlarınca ayarlarını sundular. Netekim tükürdüğümü yaladığım, Adnan Şenses'in müziğini bırakıp bırakıp geri dönmesine benzeyen, içimdeki heyecanı aktarabileceğim ve artık interaktif platformlardan, sözlüklerden, Msn Messenger pencerelerinden; şarkı alıp şarkı verme, karşıdakinin zamanını da değersizleştirme gibi bilumum Wereyda aktivitelerinden kopma zamanımın geldiğini bas bas bağıracağım şu an'a gelmiş bulundum. Muğla'da olduğum şu birkaç günlük süre içinde hayatımda o veda yazısında bahsettiğim radikal değişikliklerden olduğunu söyleyebilirim. Aklım başıma geldi, derim hem de hiç utanmadan. Velhasıl-ı kelâm, döndüm. Özlemişim burayı.
Reel çevrenize onların hakettiği ilgiyi göstermediğinizi farkettiğinizde kendinizi bir garip hissediyorsunuz. Ergen bunalımı değil, bir şeyleri apaçık görmek bu! Onlar sizin, sadece "siz" olmanızı bekliyorlar ve bunda da bir çıkarları yok! Vernacular parçalayıp ukalalaşmak istemiyorum artık. Olabildiğim kadar net olmak istiyorum ve bağırıyorum: Hepinizi çok özlemişim, çukurdaydım, el verdiniz.
Bir yaşamı kısacık bir ânda alınan tek bir kararla kökten değiştirmenin gülünçlüğünün farkındayım ve bu yüzden de her şeyi akışına, debisine bırakıp, bu sırada da kendim olup, "ü dönüşü" yapmadan ve belirlediğim hedeften de şaşmadan yürüyeceğim. Hayâl kurmayı bırakmak yok: Künyemde var o.
Muğla Üniversitesi'nin kötü bir okul olduğunu biliyorum. Belki buradan çıktığımda maksimum 800 ytl'lik bir maaşla sabah sekiz akşam sekiz yapacağım, ve belki de şu ândaki rahatlığımı mumla arayacağım ama en azından kötü de olsa bana bir gelecek fırsatı sunabilir olduğunu düşünüyorum. Deneyeceğim yani. Bunun için de öncelikle şu aralar pek aksattığım derslerime konsantre olmam gerek; "sınavları şat yapıp" İstanbul'a açık bir alınla gitmek yakın gelecekti ilk hedefim.
Sıkıldınız.. Birazcık da neşe..

Çok sevdiğim biri kötü günler geçirmekte, onu sevdiğimi bilsin istiyorum.
Denizçanı buldum şu kişisel gel-gitlerin olduğu günlerde: ona "hoşgeldin" demek istiyorum.
Bunun gibi daha bir sürü güzel güzel şey oldu, bilin istiyorum.. Ve son cümle: Hatalarım oluyor, her seferinde uyaramayacağınızın da farkındayım; daha az yapmaya çalışacağım, Fırat sözü.

"Aranıza kabul ederseniz, ben geldim de : )"

1 yorum:

esoteq dedi ki...

"Hata" olur, "hata" olacak, "hata" olmalı... Alınan her nefese "hata" demek yapılabilecek en büyük "hata" olur sanırım.

Hayır, sanmam, öyle o.