Salı, Ağustos 14, 2007

Tanju Okan..


Heryaşaşarkılaryapanadam, bar taburesinde viski yuvarlıyor. Ben, sen, bi'de bi'kaç başka amatör yaşlı, koltuklara uzanmış uzaklara bakmaya çalışıyoruz. Sessiziz. Yakın gözlüklerimizi nerede kaybetmişiz; neden hep uzaklara bakıyoruz ve niçin nasıl sarhoşuz, bilmiyoruz. Birbirimize hipermetropuz.

İnsan, uzaklaşmak için vardır. İyinin can sıkıcılığı, güzel olanın gizliden yarattığı şehvet, uzaklaşmak için sebepler sunar. "Nasılsa bitecek!" distopyası habis bir tümör gibi yerleşir iki şey arasına. Sonrası sessizlik..

Öyle sarhoş olsam ki, diyor heraşkaşarkılaryapanadam. Kalbim bir kültablası olsa asla temizlemezsin biliyorum, biliyor musun.. Masa da biliyor bunu oysa, kültablaları da biliyor, şişeler de biliyor. Bir sen bilmiyorsun nedenini. Nedensizce öp, diyorsun. Dişetlerim kanıyor, şelale. Aynı kadehteki iki parmakiziyiz seninle.

Mutluluk, daimi olmayan serbest uçuşa verilen isimdir.
Gülünür.. Ortaya bir şarap şişesi konur. Meyva tabağı da unutulmaz. Dut ile kiraz yanyana konmaz. Aynı tabakta mutluluk yoktur. Kendinize başka bir planet bulmanız gerekir.

Koy koy koy, diye bağırıyor elinde süpürgesiyle yerleri silen garsona herayrılığaşarkılaryapanadam. Sahne toplanmış, bardaklar yıkanmış. Bir biz duruyoruz orada, yıkılan düşler barı'nda, biz bize. Birbirine dargın gibi, bitmekteki şarkılar gibi, kapanmaktaki yaralar gibi, uyuyoruz. Ödevsiziz. Müstehziyiz. İçimizden ambulanslar kalkıyor.

Birşey eğer başlıyorsa mutlaka biter. Buna kadercilik denmez. Gerçek denir. Kürdan kullanmanız lazım gelir.

Baloncuklar yüzeye ilerlerken, prize doğru adımlıyor hercinayeteşarkılaryapanadam.
Akvaryumun fişini çekiyor bir el aniden..

1 yorum:

Goetica dedi ki...

" Baloncuklar yüzeye ilerlerken, prize doğru adımlıyor hercinayeteşarkılaryapanadam.
Akvaryumun fişini çekiyor bir el aniden.. "


-akvaryumlara do-kun-ma!-