Çarşamba, Ağustos 08, 2007

Pranayama..


Quel Dommage.

Bırak nefes alsın gözlerim ve bundan sonraki zamanlarda da susayım ki altyazılarımı okurken kulakların da kanamasın. Sonra hiç nedensiz bir şekilde uzak bir şehrin o tütün kokan kaldırımlarından birinde çöküp bağcıklarıma bakarken bulduğunda beni, hiçbir şey demeden geç git ki yanımdan kimsesizlik ile yalnızlık'ı birbirinden ayırmayı öğreneyim. Yoruldum bilinçsizliğimin kurbanı olmaktan; şekillendirdiklerimi tekrar şekilsizleştirmekten, bu kronik sadizmden yoruldum. Mola da istemeyeceğim, sadece artık cevaplandıramadığım soruların cevaplarını arama lüksünde hissetmiyorum kendimi. Uzaklara gidince yakın olan yok!^sa ve yakınlarda da kaçıp saklanabileceğim bir tımarhane bulamıyorsam, paçavraysam zaman zaman ve lalettayin serseriysem, hala çakmakla bira kapağı açamıyorsam ve kahvaltısızsam, sarhoş olamıyorsam;
"-ebilememek" ise eğer tek "-ebilebildiğim" ve birazdan bütün yarınlar dün ise, bütün şartlar olgun ve sereserpe, gerçekler komik bir kozmik yalansa, parmaketlerimi kemirdiğim şehir-ler-de ara ara parasızsam, her neysem, ne boksam ne püsur isem,
bırak dağınık kalsın. İstesen de değiştiremezsin. Bak, katil bir tanjant geçiyor, dilek tut.

Hiç yorum yok: