Salı, Ağustos 14, 2007

küçük İskender..


-Yatay bir kuyu olma ödeviyle gülümsüyoruz-

16 yaşındaydım onun ilk kitabını elime aldığımda ve henüz çocuktum. Erotika, dedi; ben bir şey anlamadım.


İçinde bulunduğu toplumun psikolojik sanrıları hakkında küçük olarak nitelendirilse de, büyük tahliller yapmı$ biridir o.. Ama "gay" olarak addederek -bu kült analizle- daha en baştan kendini savunma hakkını zecir usulüne yakın bir minvalle elinden aldığımız, sadist bir ressam babanın oğlu olarak hayata ofsayta düşerek başlamış bir toplumbilimci olarak küçük iskender, ya da tam adı ile : Derman İskender Över, etkilendiği insanların savruk ya$amlarından kendine çıkarttığı payları okuyucusuyla yürekli, naif ve ötede bir üslupla payla$maktan çekinmeyen bir hayat acemisidir. Ginsberg`den, Verlaine`den, Vian`dan, Burroughs`dan bahsederken, "ben bu adamların yaşamlarına imrendim ve o yüzden bu alacalı yolu seçtim." fikriyatından evvel, "onlar, böylelermiş ve beğenilmişler.. dışlanmışlar da!" düşüncesinin ağır bastığını net bir şekilde farkedebilmenizi sağlarken, hayatın şiirsel ögelerinden arınıp, kendi tabiriyle, insanlara kendi cesetlerini göstererek, saf, monolitik ve berrak bir patika izlemiş; kulvarında ilerlerken de, Nâzım Hikmet Ran, Edip Cansever, Attila İlhan, Ataol Behramoğlu, Ece Ayhan gibi ustalardan da kendine bir şeyler katmış ancak o`nu o yapan özgünlüğünü kazanması, taklitten sakınması ile vücut bulmu$tur. "Etkileşimsiz sanat olamayacağı açıktır" diyorsak eğer, İskender`i de Edip cansever`in filigranı olarak nitelendirebiliriz. Şimdi; sathi anlamların dışına taşan sözcükleri ve imgelemleri ile kendine has bir hinterland oluşturmuştur iskender.. Onun derdi, heteroseksist anlayışın körükörüne yardakçılarının ya da savunucularının anlamayacağı bir gerçeği, homoseksüellik gerçeğini onların gözlerine sokmaktır. Mehmet Tarhan`ın yaşadıklarının fazlasını yaşamış biri olarak: Trt`den uzaklaştırılmış, sunuculuğunu yapacağı okudukça programı yayın hayatına başlamadan bitirilmiş ve başka isimlerle sürdürülmüş, o ise, kendi toplumunun yoz zihniyetlerinden de şamar yemiş ancak kelimeleri silah belleyip, yazmaya girişmiştir. Kendine has, kendisine farz bir yaşam alanına sahip olduğundan, etliye sütlüye karışmadan bir yaşam sürmektedir. Torbacılarla, transvestilerle, hırsızlarla, uyuşturucu bağımlılarıyla, kaldırım insanlarıyla.. kısacası altkültür ile yakın ili$kilerde olması suç ise: Evet iskender suçludur. Evet iskender bir yeraltı tanrısıdır. Öldürülmelidir.

Ân itibariyle bir kez daha bana, "gelmiş, geçmiş ve de gelecek en iyi 10 şairden biridir kardeşim bu adam !" lafını söyletmeyi bir kez daha başarmış; "ameliyatla şair oldum ben, ameliyatla yalnız kaldım" diyerek kendisini tanımlamayı becermi$ üstinsandır o.. Kendisine hep, o isim babası bellediği Alexandros Aigos, yani küçük İskender olarak hitap edilmesini isteyen, kanımca; her şeyiyle overdose bir organizmatik yapı-dır iskender.. Küt diye düşen gece`de annesine dediği, "peki neden öyle dayanmış kapının pervazına bana bakıyorsun; omzun eskiyecek" lafıyla dahi bunca yıldır içimde biriktirdiğim, dı$ardaki maskeli dünyanın sikindirik oyuncularından kaçırdığım ağlak bakı$larımı if$a etmeme neden olmu$tur. Erotika`yı elime aldığımda 16 yaşındaydım. Büyüdüm sanıyordum; her şeye vakıfım.. Nietzsche ve Kafka okuduğumu anlattıklarım benden etkileniyorlardı. Büyüdüğümü sanıyordum; çocukmuşum. "Yaşadığını sanan ölüler tehlikelidir" dediğini öğreniyordum sonraları İskender`in, büyüdüğünü sanan çocuklar da, diyerek düzeltiyordum onun vecizesini. bir ayrılığın anatomisi`nde, "ihanete uğradım güzin abla !?" diyen iskender, mübadil`de ise "mimozalar arasında rakı yudumluyorsun" diyordu sonra. Herif sanki bana diyordu. Bana beni anlatıyor, bana benim de bilmediğim o ^ben^i anlatıyor ve bunu yaparken de olabildiğine cömert, alabildiğine pervasız davranıyordu. bu lavuk bu cesareti kendisinde nasıl buluyor, diye sorduktan sonra kendimi apayrı kültürel boşluğun içerisinde buluyor ve sırasıyla; anneler oğullarını affetmez, $ehsuvar, baç, ıslak mayıs $arkısı, perili nilüfer, etheromanie, garam, adrena line, arabesk, ay, sır göçü, sacrifice, aşk lazım partisi, sıradan bir a$k hikayesi, hüzün mar$ı, cam makas, her yerde bir kedi bakar, çok ayıp bir $ey mutluluk, izole ruh vb.. gibi inanılmaz bir kurgu, bilgi terakümü ve beceri ile donatılmış şiirleriyle karşılaşıyor ve muğlak sığlığımın mutlakiyeti ile başbaşa kalıyordum.. erotika`yı elime aldığımda 16 ya$ındaydım. bir kız arkadaşım vardı. Kulağıma eğilip bir keresinde, "bizim için ne düşünüyorsun ?" demişti. Elim ayağıma, ayağım kaldırım taşına, kaldırım taşı da oradan geçen yaşlı bir kadının ayağına takıldı. Tepetaklak olduk! Bütün dengem dağılmıştı. Ne diyeceğimi düŞünürken, bir epsilonluk hayatî bir ânda aklıma İskender`in, "bileğini kestin / bileğimi kestim : oradan çıkan iki damarı çekip yapıştırdık birbirine, artık büyük dolaşımın adı SEVDA`dır" lafı geldi. Kız arkadaşım güneşli gözlerle bana bakıyor ve karşısındaki imite denyoyu, bir nedeni yok yalnızca öptüm temalı bir hediye ile şımartıyordu. Evet erotika`yı elime aldığımda 16 yaşındaydım. Şimdi dönüp bakıyorum da arkama, herkes sevgilisini mutlu etmek için ıssız adaya düşer diyorum İskender`in de dediği gibi. Herkes denize düŞtüğünde, sarılacak bir yılan arar durur. Sonra iskender gelir ve der ki : belki de yılan, sadece ayağa kalkıp suçu üstlenemediği için suçlu !

..Büyüksün iskender ! pardon, küçük..

2 yorum:

Aylak Kedi dedi ki...

bir türlü sevememiştim bu adamı, o kadar çok anıyorsun, alıntılıyorsun ki sevmek zorunda kalıyorum.

Wereyda dedi ki...

Artık pek anmıyorum.