Perşembe, Ağustos 09, 2007

22 : The Death Of All The Romance..


İkimizi de aynı pis kokulu büyücü kadın yazdı tüyden bir kalemle.. İki farklı verev muskanın içine, iki ayrı kutsal yeminle konulduk. İki ayrı kişi taşıdı bizi boyunlarında; iki ayrı kentte, iki ayrı yeşil reçeteyle ve doktor kontrolünde alındık iki ayrı doz halinde. İkimizden birinin ayrılacağı kaderimizde yazıyordu. Karşılıklı reyonlardaydık, karşılıklı dünyalarda.. Bazen biri senin yanağını sıkıyordu ben kıskanıyordum; benim kollarımı buruyorlardı kalbin kabarıyordu senin.. benim dallarımda elma, seninkilerde erik, aynı değildik.

Trikotaj atölyesinde tanrı senin gözlerini yapıyordu o sıra. Ben pörçük, henüz ayakları tamamlanmış, boyun kısmı rotang elyafıyla doldurulmuş, hissiz ve oldukça mekanik, sadece senin olduğun yere, seni karşılayan ve içeren yöne bakıyordum. O vakitler, gözlerim bir çift tahta göçmen kuş-tular, uçamıyordum.

Sonra sıra ellerine ve karnına, en son da patilerine geldi. Ben eksik, henüz kafasız, yani akılsız ve zekâdan yoksun; stabildim. Saçdiplerime arılar konuyordu. İğnelerini olmayan beynime sokuyorlar, bağırsaklarını henüz tasarlanmamış sinir hücrelerimin olası bölgelerine bırakarak intihar ediyorlardı.. zararsızdılar. Üzüldün; kirpikdiplerinden bir demet krizantem düştü, sarardı-lar. Sonra beni tamamladı tanrı: Artık sen ve ben, biz, ikimiz.. bir olmak için hazır ve nazırdık. Tanrı yolun sonuna gelmişti, serbesttik, alabildiğine cenin..

Neden sonra önce bakışı, sonra süzüşü, sonra aşkı ve nihayetinde de düşüşü keşfettik.
Dedim ya, iki ayrı kafesteydik seninle.. karşılıklı.. karşılığı olmayan.. olamamış..

Bitti.

2 yorum:

Doğan "dodothebird" Öztürk dedi ki...

hocu burada (+) veremiyoruz yaa :) (being more ignorant than a piece of shit adlı eserimden bi' parçaydı o cümle)

Aylak Kedi dedi ki...

her bir cümlende özenle yerleştirilmiş iğneler -çuvaldızlar- orama burama batıyor. çok ciddiyim devam etmicem okumaya. (!)