Pazartesi, Mayıs 21, 2007

Apart..


Muğla^da kaldığım yerin adı bu şekilde anılıyor.. Apart diyorlar bu özel yurttan bozma, sikik olanaklarına rağmen övülen lânet yere.. Bunun dışında içinde bu kelimenin geçtiği şarkılar muhteşem oluyor nedense; kaderin bir oyunu mudur, trikotaj üstadı tanrı^nın bir ibneliği midir çözemedim ama şu ân ki yaşamının büyük kısmının geçtiği apart^ın karşıma böyle bir formasyonla geleceğini, beni ruh deliklerime dek etkileyip, daha sonra da blog denen bu "yeni nesil günce"ye bu söz zırvalıklarını dökmeme sebebiyet vereceğini tahmin edemezdim.

[Robert Smith, dudaklarındaki neşteri bir yanıma sapladığından beridir Muğla^ya olan nefretimin azaldığını hissediyorum. Mazoşistik bir yönlenmeyle, çilecilik temelli bir mutluluğu ve salt/rafine huzuru arayış şekliyle karşı karşıya kaldığımı ve "bana ordan bir kasa bira versene Fatih abi!" diyaloglarından birinde konuşmacıymışım gibi duyumsadığımı anlıyorum.]

Geniş olarak nitelendirilmesi yalan kapsamına girecek bir salonu, salonun içinde tükürük kadar duran mutfağı ve banyosu, banyonun yanında da diğer 2 oda arkadaşımla beraber konakladığım, bu imkanlardan faydalanmak için de astronomik bir meblağ ödediğim ranza sistemli, az ısıtmalı, kutu kadar bir duvarlar toplamı apart..

Duvarlara gelişigüzel bantlanmış uyduruk şarkıcı posterlerinin karşısında uyanıyorum her yeni güne. Gün, kısıntısız bok gibi. Kettle'ın fişi takılmayı bekliyor.

(Burada kesiyorum, varsın kanasın..)

Hiç yorum yok: